TEST YAYINI

Babalık...

BABALIK

            Yıllar önce oğlum beşinci yaşında ve  İzmir Gümüldür de tatildeyiz. Misafir olduğumuz yazlık ile plaj arasındaki 450-500 metrelik mesafeyi anne-baba ve çocuk üçlemesi ile yürüyoruz. Tahmin edileceği üzere ortada çocuk ve el ele ilerliyoruz. Plaja yaklaştığımızda Ankaralı bir aile olmamızın etkisi ve heyecanıyla eşim “işte deniz” diye seslendi.  Deniz karşımızdaydı. Ortamızdaki oğlum, “hani nerede?” yanıtını verince eşim tekrarladı –“İşte önümüzde”. Oğlum tekrarladı “hani nerede?”.  O yıllarda baba gruplarına verdiğim aile eğitiminin kıvraklığıyla araya girerek eşime oğlumuzun boyunun seviyesinden bakmasını istedim. Birlikte eğilip yeniden baktığımızda görebildiğimiz önümüzdeki kum tepesi idi. Çocuğu omzuma alıp ayağa kalktığımda verdiği tepki ise –“İşte deniz!” çığlığı oldu.

            Aile danışmanı ve aile eğiticisi olarak yüzlerce ailenin tecrübesine tanıklık etmemin yanı sıra kendi babalık tecrübemden öğrendiklerimin yalnızca bir tanesi yukarıda aktardığım yaşantı.

            Bağlanma Kuramına ayrıntılı katkı sunan Prof. F.Ruppert anneyle bağlanmanın, belirli biyolojik koşullar nedeniyle çocuk için eşsiz olduğunu ve başka bir bağlanma biçimiyle kıyaslanamayacağını belirtiyor. Bunun ardından da çocuğun duygusal gelişiminde babanın da anne kadar eşsiz bir role sahip olduğunu ve çocuğun kimliğinin ikinci yarısını babadan aldığını vurguluyor. Çocuk için babanın, annenin sunduğuna alternatif bir dünyaya bakış açısı, erkek bakış açısı sunarak genişlettiğini belirtmektedir. Çocukların cinsel kimlik gelişimi ve diğer cinsle ilişkisini yapılandırmada da babaların önemli etkisini aktarmaktadır. Ayrıntılarına ilgi gösterenler kitabı okuyabilir.

            Konumuz babalık. Babalık edenin durumu bir tarafta, çocuğun durumu diğer tarafta. Çocuğun durumu konusunda zengin bir literatür ve araştırma bulgusu mevcut. Biliyoruz ki babalık prova edilemeyen ve hazırlığı da olmayan hayatta ki en büyük rollerden biri.

            Günümüz dünyasında kadının iş yaşamına katılımının artmasının da etkisiyle çocuk bakımında babalarında daha çok sorumluluk aldıkları bir gerçek. Parklarda, sokaklarda alış veriş merkezlerinde bebek arabasının arkasında daha çok sayıda baba görüyoruz. Eğitim kurumlarında verdiğim seminerlerde, çocukta görülen davranış problemleri nedeniyle danışmanlık alan ailelerde daha çok sayıda babayla karşılaşıyorum.  

             Babaların boşanma süreci ve sonrasında çocukla ilişkisini yapılandırmasında da yeni durumlar ortaya çıkıyor. Velayet ve nafaka konusundaki ihtilaflardan, her iki ebeveynin çocukla ilişkisini düzenlemede çok çeşitli sorunlar yaşanmakta. Mesleki tecrübem boşanan çiftlerin kişilik özelliklerinin yanı sıra karı-koca rollerinde bitirilmemiş işlerin varlığının çocuğun ihtiyaçlarının görülmesini engellediği yönünde.  Söz konusu durumlar sonucu şiddete uğrayan çocuk ve kadının acı verici durumuna bir başka yazıda değinmiştim.

            Burada üzerinde duracağımız, çocuğuyla ilişki kurmakta engellerle karşılaşan, eski eşin öfkesinin çocuğuyla olan bağlılığı üzerine yönelmiş babaların durumu. Bir başka ifadeyle baba çocuk arasındaki bağlılığın eski eşin öfkesiyle istismar edilmesi. Bu durumu, birkaç gün önce medyaya yansıyan 10 yaşındaki kız çocuğunun babasından icra memurları eşliğinde zor kullanılarak alınması görünür yaptı. Çarpıcı olayın bilmediğimiz çok sayıda karmaşık ayrıntısını ayrı tutarak, anne ve babanın boşanma sonrası çocukla ilişki kurulmasında yetersiz kaldıklarıyla özetlenebilir. En fazla örselenen de çocuk ne yazık ki.

           Dikkati çekmek istediğim bir ayrıntı da  haber sonrası yapılan, olaya müdahil olunduğu ve ilgili yasanın değiştirileceği açıklaması. Gelişmiş dünya bu konulara bilimsel temelli sosyal hizmet yaklaşımı ve uygulamalarıyla çözüm arıyor. Ülkemizin yapması gereken de bu.   

          Babalığa dair konuda biraz daha ayrıntıya girmeyi sonraki yazıya bırakıp izlenmesini önereceğim bir filmden alıntıyla noktalayayım. Tek başına çocuğunu büyütmek zorunda olan bir babanın etkileyici hikayesi; 2002 yılında gösterime giren başrolünde Sean Penn’in oynadığı “I’m Sam” adlı film. Kızının velayetinin elinden alınması ile karşı karşıya kalan babaya mahkeme başkanı sorar:

-Ebeveyn olmak neyi gerektirir?

Sam:

-Devamlılık, sabır, dinlemek, dinlermiş gibi yapmak ve sevgi…




Yorumlar

    Bu makaleye henüz yorum yapılmamıştır.

Yorum Ekle

Yorum yapabilmek için giriş yapmanız gerekmektedir. Giriş Yapın veya Üye Olun.