TEST YAYINI

DÜNYA SOSYAL HİZMET GÜNÜ VE “BU İŞLERİ KİM YAPACAK?”

DÜNYA SOSYAL HİZMET GÜNÜ VE “BU İŞLERİ KİM YAPACAK?”

 

Değerli Sosyal Hizmetleri dert eden dostlar..

Bilindiği gibi her sene Dünya Sosyal Hizmet Gününü anarken aynı zamanda sosyal hizmetlerden yararlanma hakkına nasıl ulaşıldığı konusunda  hesap vermeyi ve sorumluluğu da  öne çıkarmaktadır.

2005 yılından beri 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanun’da yer verilen “sosyal çalışma görevlisi” şeklinde garabet tanımlama ile sosyal hizmetler uzaklaşılmasına ve yozlaşmasına neden olmaktadır.

Bu tanım ile ek olarak sosyal hizmet konusunda eğitim almamış sosyolog,öğretmen dahil diğer meslek elemanlanların benzer kılmıştır. ASDEP gibi garabet görev ve uygulamalar ile de ortaya çıkan sosyal hizmetler ile ilgili durum hak sahiplerine ulaşılmayı da engellemektedir.

Sosyal hizmet alanlarda yer alan sosyal hizmet uzmanları/sosyal çalışmacıların karşılaştıkları sorunları ve zorlukları paylaşmak zaman zaman bilindiği gibi genelde sosyal medyalar da paylaşılmaktadır.

Dünya Sosyal Hizmet Günü nedeniyle bu konuda değerli meslektaşımız SHU  Hulusi Armağan Yıldırım, Sosyal Hizmet Mesleği ve Okul Sosyal Hizmeti ile ilgili önemli tesbitlerinin yer aldığı deneme yazısını sosyal medyada da paylaşmıştır.

Ancak sosyal medyada her bilgi zaman içinde ve hızlı bir şekilde unutuluyor.

Bu yüzden değerli meslektaşımız değerli tespitlerinin unutulmaması için bu güzel deneme yazısını özellikle sunmak istedim.

.Başarılar ve iyi çalışmalar dileğiyle içten sevgiler.

SHU Nihat Tarımeri



BU İŞLERİ KİM YAPACAK ?

Sosyal hizmet kuruluşlarında görev yapan bir sosyal hizmet uzmanının en büyük ikilemlerinden birisi; hizmet verdiği grupla, çalıştığı kurum arasında kalmaktır. Mesleğinin gereği olarak, hizmet verdiği dezavantajlı bireylere, mesleğinin ana hizmet unsurlarından olan kişisel çalışma ve grup çalışması metodlarını uygulamak durumundadır.

Bu, mesleğinin ona yüklediği görevleri arasındadır.

Kişisel çalışma yöntemiyle; kişinin içinde bulunduğu durum, yaşadığı psiko-sosyal sorunlar, bu sorunların onun ve yakın çevresinin üzerinde yarattığı etkiler gibi kişinin yaşadığı sorunlarla baş etme yollarını araştırmak ve bu sorunların üstesinden gelmek konusunda onu cesaretlendirmek, rehberlik etmek ve onun kendi iç dinamiklerini harekete geçirerek desteklemektir.

Grup Çalışması yöntemiyle de grubun kendi iç dinamiklerini keşfetmesini, grup üyeleri arasındaki iletişim ve etkileşim süreçlerini de kullanarak grubun istenen düzeyde gelişimini sağlamaktır. Grup üyelerinin birbirini daha yakından tanımasını, kendi ortak yanlarını keşfetmesini sağlamak, grup dinamiğini canlı tutmak, grup üyelerinin bireysel olarak yaşadıkları sorunları ve amaçlarını grup içerisinde paylaşarak çözüm konusunda diğer grup üyelerinin bilgi ve desteğini almak gibi amaçları vardır.

Sosyal hizmet uzmanı, özellikle kadın, çocuk, genç ve engellilerle çalışırken bu iki yöntemi sık sık uygulamak durumundadır. Bu yöntemleri uygulama konusunda kendisini geliştirmiş olan sosyal hizmet uzmanı, sorun çözmeyi öğrenmiş demektir. Sorun çözmeyi öğrenen uzman mesleğinden de iş hayatından da haz almaya başlar. Bu yüzden Sosyal Hizmet Mesleği, teorik eğitimin yanında pratik uygulama ile kendini tamamlayan bir meslektir. Cerrah olan bir hekimin, yaptığı ameliyatlarla pratiğini geliştirmesi gibi, sosyal hizmet uzmanı da teoride öğrendiği kişisel çalışma, grup çalışması, toplumla çalışma ve mülakat tekniklerini pratikte uyguladıkça alanında ve mesleğinde uzmanlaşacak ve faydalı bir meslek elemanı haline gelecektir.

Sosyal hizmet uzmanı, mesleğinin ona yüklediği bu görevleri yerine getirirken, aynı zamanda çalıştığı kurumun ona yüklediği resmi görevleri de yapmak durumundadır. İlgili her kuruluşun işleyişi ve uygulama esaslarının anlatıldığı mevzuatlarında sosyal hizmet uzmanının görevleri yazılıdır. Bu görevler onun resmi görevleridir. Bu görevlerin yanı sıra uygulama sürecinde ortaya çıkan ya da teamüller gereği kucağında bulduğu görevleri de vardır.

Bütün bunlara ilaveten kuruluş idarecisi de ona çeşitli ek görevler verebilmektedir. Sosyal hizmet uzmanı, kuruluştaki diğer meslek elemanlarına bu kadar görev verilmezken, kendisine çok daha fazla görevlerin verilmesi karşısında itirazını dile getirmesi durumunda idarecileriyle çatışma yaşayabilmektedir. Bu sürecin iyi yönetilememesi durumunda idarecilerle ve diğer meslek elemanları ile sorunlar yaşanması kaçınılmaz olmaktadır. İyi bir idareci bu süreci iyi yönetebilirse, sosyal hizmet uzmanı, kendisine yüklenen bu kadar fazla yüke rağmen fedakârlıkta cömert davranabilir.

Bazı kuruluşlarda idareciler, sosyal hizmet uzmanının sorun çözme becerisini keşfettiklerinde; “Bu işi en iyi sen yaparsın.” diyerek onlara, angarya sayılabilecek pek çok görevi de yükleyebilmektedir. Kuruluşlarda çalışan sosyal hizmet uzmanları o kuruluşun ilgili mevzuatında kendisine yüklenen resmi görevleri, belirlenen takvim içerisinde yerine getirirken; kendisini, görev yaptığı sosyal servis odasının dört duvarı içerisine hapsolmuş bir şekilde bulur.

Neden bulmasın ki?

O kuruluşta hizmet alan ne kadar kişi varsa, düzenli aralıklarla onlar hakkında sosyal inceleme raporu, durum değerlendirme raporu, psiko-sosyal değerlendirme raporu, bireysel görüşme raporu, vaka raporu, tutanak, kayıt kabul formu, evrak dizi pusulası, kütük defteri, harçlık defteri, eşya defteri, okul takibi, resmi yazışmalar, dilekçelere cevaplar, aylık-altı aylık ve yıllık formlar, faaliyet raporları, koordinasyon kurulu sekretaryası, nöbetler, çocukların sonu gelmez sorularına cevaplar, telefon görüşmeleri vb. pek çok ve farklı işi bir arada yapmak durumundadır. Sosyal servisin bu rutin işleri yüzünden, sosyal hizmet uzmanı, mesleğinin icrasını gerektiren asıl işleri olan; bireysel görüşme, kişisel çalışma ve grup çalışması gibi elzem işleri yapamaz duruma gelmektedir.

Aslında bir kuruluşta, diğer rutin işlere nazaran bu işler, bireye doğrudan etki eden ve yarar sağlayan işlerdir. O yüzden ertelenmemesi ve ötelenmemesi gereken görevlerdir. İdareciler de dahil çoğu kişi, bu işleri gereksiz ve lüzumsuz gördükçe, sorunlar çözümlenemeyecek; aksine daha da katlanarak büyüyecektir. Sorun çözme toplantılarında esas konu çözümlenemediği için, hep; “Biz nerede yanlış yaptık?” denilecektir.

Bireysel görüşme, kişisel çalışma metotları uygulanmadığı sürece, sorunun kaynağı olarak görülen kişiler, farklı yöntemlerle cezalandırılmak istenecektir. Oysaki insanlar; konuşuldukça değer verildiklerini anlıyor, söyledikleri dinlendikçe var olduklarını ve varlıklarının farkında olan insanların olduğunu anlıyorlar. Kim hoşlanmaz ki söylediği sözleri dinleyip değer veren birilerinin olmasından?

Bir insana verilecek cezalardan birisi de, onun anlatmaya çalıştığı sözleri dinlememektir. Onu yok saymaktır. Görmezlikten gelmektir. Bu, ona verilebilecek en ağır soyut cezalardan birisidir. Fiziksel cezalar bunun yanında hafif kalır. Bunun ayırdında olmayan insanlar, farkında olmadan bir insana yaşatılabilecek en ağır travmayı yaşatırlar. Sonrasında da; “Ben nerede hata yaptım?” derler.

Sorun yaşayan bireylerle yapılan bireysel görüşme, kişisel çalışma ve grup çalışması, zaman alan ve diğer işleri aksatan bir durumdur. Kişisel çalışma, sosyal hizmet uzmanının resmi görevleri arasında olmasa da mesleği gereği yapmak durumunda olduğu bir görevdir. Örneğin çocuk bakım kuruluşlarında ergenlik döneminde ve depresyon geçiren bir gencin, çaresizlik içinde başvurduğu uzmana, sorunlarını anlatırken, sabahlara kadar süren bireysel görüşmelerinin, o uzmanın resmi görevleri arasında olmayan ancak mesleği gereği yapmak durumunda olduğu bir görevdir. Bu görevi icra ederken bir taraftan da, önünde biriken rutin işleri gördükçe, içindeki; “Bu işleri kim yapacak?” diye büyüyen soru, daima cevap bekleyecektir.

Normal mesai saatleri içerisinde bu iki görevi aynı anda yapabilmek neredeyse imkansız gibidir. O yüzden bir sosyal hizmet uzmanı, böylesi durumlarda, resmi görevleri ile mesleki görevleri arasında tercih yapmak zorunda kalmaktadır. Önceliği hangi işlere verecektir. Yaptığı tercih onun iş ve mesleki hayatını etkileyecektir. Böylesi durumlarda sıklıkla, resmi görevlerin ona yüklediği işleri yapmayı tercih etmektedirler. O zaman da; mesleki görevler bir kenarda, ileride vakit bulunursa yapılabilecek bir zaman diliminde yapılmayı bekleyip duracaktır. Bu arada, göle su gelinceye kadar kurbağanın canı çıkmazsa...

Okuldaki öğretmeniyle çatışma yaşayan bir gencin, zaman kaygısı olmadan, onu sakin sakin dinleyecek, anlattıklarına yorum yapacak, tecrübesiyle yol gösterecek, ışık tutacak, rehberlik edecek, onu anladığını ifade edecek, gerektiğinde öğretmeniyle görüşecek bir sosyal hizmet uzmanına ihtiyacı hep olacak. Doğru olan, okulda da Okul Sosyal Hizmeti alanında eğitim görmüş bir sosyal hizmet uzmanının görev yapmasıdır. Bu ihtiyaç, çocuk için ekmek kadar, su kadar önemlidir. Bu ihtiyaçların yeteri kadar karşılanabilmesi için, kim bilir kaç göl susuzluktan kuruyup, içindeki canlıların can çekişmelerinin sesini duyacağız.

Gölsüz ve susuz kalınmaması dileğiyle.

Hulusi Armağan YILDIRIM Sosyal Hizmet Uzmanı




Yorumlar

    Bu makaleye henüz yorum yapılmamıştır.

Yorum Ekle

Yorum yapabilmek için giriş yapmanız gerekmektedir. Giriş Yapın veya Üye Olun.