TEST YAYINI

Almanyada Sosyal Sistem ve Kamusal ve Otonom /Özel Sosyal Hizmetler  ile Türkiye'deki Sosyal Hizmetler için Bir Bakış

Almanyada Sosyal Sistem ve Kamusal ve Otonom /Özel Sosyal Hizmetler  ile Türkiye'deki Sosyal Hizmetler için Bir Bakış

 

 

                                                                                  SHU Nihat Tarımeri[1]

 

 

                                                                Bütünü kavramayan,parçanın işlevini anlayamaz

 

Giriş

 

Günümüzde kadın cinayetleri ve özellikle çocuk istismarı gibi çocukların korunup kollanması ile haberler yoğun bir şekilde yansımaktadır. Özellikle çocukların korunması için 2005 yılından beri yürürlükte olan Çocuk Koruma Kanunu ve 6284 sayılı  Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair  Kanun bu uygulamaları belirlemekte olup, şiddet mağduru kadın ve çocukların ‘kamusal’ olarak ve yurttaşlık/medeni hukuku ve sosyal devlet bağlamında korunup kollanması ile ilgilidir. Bu güvenlik ve adalet hizmetleri ile birlikte ‘sosyal koruma’ya ve sosyal bir güvenliğe yönelik sosyal hizmetler ayrıca ve öncelikle öne çıkmaktadır. Bu hizmetler bağlamında ilgili idarenin/yürütmenin yükümlülüğü de bu açıdan öne çıkmaktadır. Bu yöndeki sorumluluk özellikle iç hukukun da bir parçası olan Avrupa Sosyal Şartı’(ASŞ)/nın 14. maddesinde belirtilen sosyal hizmetlerden yararlanma hakkı kapsamında da ayrıca ele alınmaktadır. Bu yöndeki gözetim bağlamında ve  özellikle de bir değerlendirme ve  uygunluk aranmaktadır.

 

ASŞ 14.maddesiyle belirtilen yükümlülükle herkesin gelişmesine ve sosyal çevreye uyumları dâhil ortaya çıkan sorunların çözümü için sosyal hizmet yöntemlerinden yararlanma bir hak olarak dile getirilmektedir. Hayırseverlik ile ilgili teolojik boyut ise bilindiği gibi sosyal ve hukuk devleti ilkeleri ile birlikte böylece ayrışmaktadır. ASŞ ve  14. Maddesi ile  söz konusu olan böyle bir ayırım ise  Avrupa'daki  tarihsel gelişimlerin  önemli bir yansımasıdır. Özellikle söz konusu olan sosyal hizmetler, coğrafi değil dinsel/kültürel farklılıklar ile   çeşitli modelleri de öne çıkarmaktadır. Birleşik Krallık'taki ada dışında Kıta Avrupasında güneyden kuzeye doğru üç eksende tarihsel bir süreç ve gelişmeyi  belirlerken, Avrupa Sosyal Şartı ise bu yönde ortak bir değere dönüşmüştür. Buna bağlı olarak  sosyal hizmetler hakkı, diğer haklar ile birlikte ve  ayrı ayrı bir önem ve özelliğini de arttırmaktadır. Bu durum ülkelerin ve vatandaşların da aynı benzer haklara sahip olması  mümkün olabilmektedir. Türkiye de Rize’de ki bir köyde yaşayan bir çocuk ve/veya yaşlı ile Portekiz’de Porto'nun veya Finlandiya'da Helsinki’deki köylerde yaşayan  vatandaşlar arasında  bir fark da böylece ortadan kalkmaktadır. Yönetimsel ve/veya dinsel/kültürel bir tercihin ötesinde bir durumda ortaya çıkmıştır. Bu arada Avrupa Sosyal Şartı’nın  orjinal İngilizce metnindeki 14. maddede  yer verilen social welfare services kelimesi ise Türkçe metinlere nedense ve yanlış bir şekilde sosyal refah hizmetleri şeklinde çevrilmiştir. Avrupa Konseyinin bir diğer resmi dili olan Fransızca metin birlikte ele alındığında, bu hakkının sosyal hizmetler şeklinde çevirisine yönelik bilgi (1) bu uygulamaları ve yaklaşımları da aynı zamanda yeniden ele almayı gerekmektedir.

 


[1] Sosyal hizmet uzmanı.

İlgili dosyayı indirmek için tıklayınız


Yorumlar

    Bu makaleye henüz yorum yapılmamıştır.

Yorum Ekle

Yorum yapabilmek için giriş yapmanız gerekmektedir. Giriş Yapın veya Üye Olun.