TEST YAYINI

KADINLARIN ÖLDÜRÜLMEMELERİ VE KORUNMALARI İÇİN ORTAYA KONAN   ”İRADE” !!!

KADINLARIN ÖLDÜRÜLMEMELERİ VE KORUNMALARI İÇİN

ORTAYA KONAN   ”İRADE” !!!

 

  SHU Nihat Tarımeri

                                                                                           

 

Durum:

 

Hepimizin bildiği gibi 7.Aralık 2010 tarihinde bir Türkiye Cumhuriyeti yurttaşı olan Ayşe Paşalı Ankara'da sokak artasında eski eşi tarafından 11 kez bıçaklanarak öldürüldü.Tecavüze uğradığı ve şiddet gördüğü için eşinden boşanması sonrası eski eşinden gördüğü şiddetin devam etmesi nedeniyle savcılığa, mahkemeye  yaptığı başvurulara rağmen “DEVLET”in Ayşe Paşalı yı koru(ya)maması, bir önlem al(a)mamasının böyle bir acı sonun yaşanmasında önemli etken olduğuda görüldü.Başta yaşam hakkı ve bu yönde can güvenliğinin sağlanması ile ilgili “İnsan Hakları Sözleşmesi” veya kadına karşı her türlü ayrımcığın kaldırlması ile ilgili CEDAW sözleşmesi gibi 2004 yılından beri iç hukukun bir parçası olan sözleşmelerinde bir değer ifade etmediği de görüldü.

Böylece,her 8 Mart ta “Dünya Kadınlar” gününü de diğer dünya ülkeleri ile birlikte kutlayan ve bu yönde “resmi” bir çok açıklamalarında yapıldığı Türkiye'de resmi verilere göre % 40 oranında bir yoğunlukla yaşanan  ev içi şiddet gören kadın ve çocukların korunup kollanması , korunması konusu da bir ölçüde gündeme taşındı.Bu gündeme taşınmada medya ayrı bir rolde üslendi.Bazı günlerde üç kadının ev içi şiddet nedeniyle öldürülmeleri bazen daha fazla gündeme getirilmeye başlandı.Sadece üçüncü sayfa haberi olarak yer almadı.Tartışılır da oldu. Yeni bir süreçte başladı.

Bu yeni süreçte tartışmalar devam  ederken ev içi şiddet bağlamındaki kadın cinayetleri ise gene aynen devam etmiştir.En son 25 Şubat 2012 tarihli Akşam gazetesinde yayınlanan ” 680 kadın emniyet çemberine alındı” başlıklı haber de bu yönde somut örneklerden biridir.Haberde; İstanbul  Emniyet Müdürlüğünün siddet mağduru kadınlara yönelik can güvenliğinin sağlanması ile ilgili yaptığı çalışmalara yer verilmektedir.  Son üç yılda Türkiye'de 121 kadın öldürüldüğü; aile içi yaralamaların sayısıysa yaklaşık 3 bin olduğu İstanbul'da ise 2010'da 36 kadının, 2011'de 23 kadının 'namus' bahanesi yüzünden cinayete kurban gittiği yönünde (tartışılır)bilgilerde haberde yer almaktadır. Ayrıca bu haberin içinde “Bir günde üç kurban” başlıklı diğer bir bölümde ise İstanbul Pendik'te 1 ve 3 yaşında çocukları olan 19 yaşındaki Beyza Yılmaz'ın Facabook'a girmesi yüzünden çıkan tartışma nedeniyle eşi tarafından öldürülmeside  haberleştirilmiştir.( Ki 19 yaşındaki Beyza Yılmaz'ın üç yaşında bir çocuk sahibi olması nedeniyle 16 yaşında çocuk sahibi olduğu vede Beyza Başar'ın bir “çocuk gelin” olduğuda anlaşılmaktadır.)Diğer bir haber Niğde'de 22 yaşındaki  Fatma Ç'nin ayrı bir eve çıkma isteğini kabul etmeyen eşi tarafından öldürülmesi ile ilgilidir. Ankara 'da  eve geç gelmesi nedeniyle  babası tarafından öldürülen 22 yaşındaki Eda K. ile ilgili haber o gün yaşanan  ev içi şiddet ile ilgili üçüncü haberdir.(Adana Kadın Platformu raporunda 2011 yılında 232 kadın öldürüldüğü 610 kadının cinsel tacize uğradığını devletin kendisine koruma için başvuran kadınların % 73 ünü koruyamadığı belirtilmektedir.-Habertürk-27 .2.2012-)

Her birisi ayrı ayrı bir Türkiye gerçeğini yansıtan ve çabucak unuttuğumuz,görmezden geldiğimiz, kanıksadığımız bu internet ortamında da kaybolup giden haberlere 8 Mart'a 10 gün kala 27 Şubat 2012 tarihinde  yayınlanan “10 kişiden 1” i zorla evlendiriliyor “ başlıklı Sabah gazetesinde yayınlanan haberi de eklemek mümkündür. “Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı'nın yaptığı araştırmaya göre Türkiye'de görücü usulü evliliklerin oranı yüzde 53.6 Katılımcıların yüzde 44.2’si görücü usulü ve kendi rızasıyla, yüzde 9.4’ü görücü usulü ve zorla evlendirildiğini söyledi” şeklinde yapılan bir araştırma sonucunun bilgilerine yer veren bu  haber Türkiyede ki kadın ve erkek birlikteliği ile oluşan “aile” yapısını ve durumunuda bir ölçüde “resmi” olarak yansıtabilmektedir. Gene bu haberlere üç milyona yaklaşan  İzol Aireti ile ilgili “Bizim aşirette boşanma olmaz” başlıklı 21.Kasım 2011 tarihli Sabah Gazetesinde yer alan bir söyleşi haberde özellikle eklenebilinir.Türkiyenin bir başka  gerçeğini yansıtan bu haberde ”Aşiret kültürü, kadın için 'soylu' bir baskı demektir.”ve “Kadının çocuğu olmuyorsa, kocası için kız istemeye gider” başlıklı diğer bölümlerde de yer alan bilgiler birer Türkiye Cumhuriyeti yurttaşı olan kadınların 2011 yılındaki konumlarını ve bu konudaki yaklaşımlarıda somutlaştırmaktadır.Özellikle böyle bir haberden sonraki tepkisizlik ve bunun sorgulanmaması yaşanan durumu kısaca özetlemektedir.Çünkü böyle bi durum sık sık dile getirilen”Türkiyenin kendine ait koşulları vardır” söyleminin içinin doldurulmasından da öte bir durumdur.




Yorumlar

    Bu makaleye henüz yorum yapılmamıştır.

Yorum Ekle

Yorum yapabilmek için giriş yapmanız gerekmektedir. Giriş Yapın veya Üye Olun.