TEST YAYINI

Değişmeyen Gündemler, Değişmeyen Biz ve Dünya Sosyal Çalışma Günü (Doç. Dr. Özge Özgür)

Gündem değişti. Oysa değişen birşey yok. İnsanoğlu kendini bildi bileli ölümle ve ölüm korkusuyla mücadele etmiyor muydu? Doğal olan yetmezmiş gibi bir de kendi yarattığı yapay senaryoları yazıp oynamamış mıydı ölüm üzerine? Şimdi değişen ne? Düşmanın bilinmezliği mi? Yaşamın değerini küçücük ama yaşama arzusu büyük bir virüs mü hatırlatıyor? Önce umursamadık, sonra içgüdüsel olarak en savunmasız gördüğümüz bebekler ve cocuklar geldi aklımıza. Sonra en güçlülerimizin onlar olduğunu gördük. Virüsün içlerinde yaşamasına izin vermiyor onların yaşam sevinci dolu hücreleri. En savunmasız bedenler hızla ölmeye başladı. Her yeni ölüm yeni bir ölme korkusuyla havaya doldu. Artık soluduğumuz havada hem virüs hem de korku var. Haberler yayıldıkça yaşlılarımıza döndü yüzümüz. Hani uzun zamandır unuttuğumuz yaşlılarımıza. Yalnızlığa itilen yaşlılarımıza. Yeterince sarılmış mıydık? Söylemek istediklerimizi söylemiş miydik? Ya bunları yapamadan virüs esir alırsa onları? Ya ölürlerse, ya ölürsek? 

Korku, umudu söndürür. Umut, yaşama tutunmanın en olumlu yollarından biridir. Yaşamın değerini anlamada geç kalan, yaşam sevinci ve umudu için mücadele etmeyen ne şimdi ne de başka bir yok oluş senaryosunda mücadele edebilir. Bu yazıyı yazarken bile mücadelem var mesela. Tatlı bir mücadele ama sonuçta bir taraftan zorluk. İki buçuk yaşındaki Yiğit, kah elinde bir kırık araba ya da yeni bir istekle eteğimi çekiştirirken cep telefonumun notlar bölümüne tarihten notlar tutmaya çalışıyorum. Geçmişin kehaneti, şimdinin gündemi, geleceğin tarihi olacak bir virüsün uyandırdıklarını not etmek için kafama yeşil bir oyuncak araba geliyordu neredeyse. Yani aslında hayatın her anını güzel ve anlamlı yaşamak bir mücadele. Yaşamsal hücrelerimiz bu mücadeleye hazır mı? Virüse kapıyı gösterecek kadar güçlüler mi? Beden ve akıl sağlığımız için neler yaptık ya da yapmadık? Ya da bundan sonra neler yapacağız? 

Bugün Dünya Sosyal Çalışma (Sosyal Hizmet) Günü. Gündem insan ilişkilerini artırmanın önemiydi. Şimdi evlerimizde, insan ilişkilerinden uzak kalarak mı geçiriyoruz bugünü? Hayır. Aksine, insan ilişkileri üzerine daha çok düşünerek, anlamlı insan ilişkilerini özleyerek ve (umarım) virüsü atlatırsak nasıl yaşayacağımızı planlayarak geçiriyoruz tecrit günlerini. Daha çok değil, daha az insanla. Çok zaman değil, anlamlı zaman. İç içe değil, kalp kalbe ve akıl buluşmasıyla. Sadece tüketerek değil, üreterek ve tüketerek yaşama üzerine düşünüyoruz. Küçük, sınırlı, anlamlı, üretken, doyumlu ve reklama ihtiyaç olmayan bir yaşam. Sürdürülebilir küçük ölçekli yaşamlar inşa ediyoruz farkında olmadan.

Ve son olarak, yine farkında olmadan tüm dünya toplulukları aynı sorun için birlikte hareket ederek bir insanlık savaşı provası yapıyor. Insanı, doğayı, yaşamı korumanın sadece insanı korumaktan geçmediğini anlamaya doğru evrilecek bir süreçten geçiyoruz.
Ve Yiğit (oğlum) bu yağmurda dışarı çıkmak istediği için bu yazıyı sonlandırıyorum.

Hepimizin Dünya Sosyal Çalışma ( Sosyal Hizmet) günümüz kutlu olsun...

Sevgiyle

Doç. Dr. Özge Özgür 




Yorumlar

    Bu makaleye henüz yorum yapılmamıştır.

Yorum Ekle

Yorum yapabilmek için giriş yapmanız gerekmektedir. Giriş Yapın veya Üye Olun.