TEST YAYINI

RAMİS DOĞAN VE KORONA DERSLERİ : ‘’SOSYAL MESAFE’’ TOPLUMSAL GELİŞİMİN ÖNÜNE KONULMUŞ TOPLUMSAL DİNAMİTTİR

KORONA DERSLERİ:

‘’SOSYAL MESAFE’’ TOPLUMSAL GELİŞİMİN ÖNÜNE KONULMUŞ TOPLUMSAL DİNAMİTTİR.

                                                                Ramis Doğan Sosyal Çalışmacı, Viyana

 

Korona virüsünün yol açtığı salgın, bütün bilim dallarını ilgilendiriyor. Salgının önlenmesi için tıp, biyoloji, kimya bilimleri çalışma yürütüyorlar. 

Salgın insanlarda ve insanların birlikte yaşadıkları toplumlarda ve toplumsal birimlerde gerçekleşiyor. Bu nedenle de salgın, birey, aile, toplumsal guruplar ve toplumu konu eden sosyoloji, pedagoji, psikoloji ve sosyal çalışma bilim dallarını da yakından ilgilendiriyor.

Korona virüsünün temas yoluyla, ya da bulaşmış kişiyle yakın mesafede bulunma ve bu kişinin öksürük, hapşırma ile havaya saçtığı virüslerle bulaştığı biliniyor. Bulaşmayı engellemek için, insanlar arasında 1,5-2 metre mesafe bırakılması, ellerin sürekli sabunla yıkanması ve kamusal alanlarda maske takılması öneriliyor.

Bu yazımızda son dönemlerde hemen hemen her gün sıkça kullanılan ‘’sosyal mesafe’’, ‘’sosyal izolasyon’’ kavramlarının ve ev dışına çıkmalarını, 65 yaş üzeri insanların sokağa çıkmalarının yasaklanmasının sosyoloji, psikoloji, pedagoji ve sosyal çalışma bilimleri açısından ne anlama geldiğini irdelemeye çalışacağız.

‘’SOSYAL MESAFE’’, ‘’SOSYAL İZOLASYON’’

Bulaşmaya karşı alınacak önlemler arasında en çok istenilen ‘’Sosyal mesafenin korunması’’.

Sağlık Bakanımız her açıklamasında sosyal mesafenin korunmasını istiyor. Aslında söylemek istediği iki insan arasında yan yana geldiklerinde 1,5-2 metre bir mesafe bırakılması. Bu mesafe Türkçede ‘’fiziki mesafe’’ olarak tanımlanır.

Sayın Bakan  İngilizce korona sayfalarında kullanılan ‘’social distancing’’ deyiminin Türkçesi ola ‘’sosyal mesafe’’tanımlamasını kullanıyor. İnternette yaptığım bir gezintide Afrika’yla ilgili bir internet sayfasında ‘’physical distancing – fiziki mesafe’’ tanımlamasının kullanıldığını gördüm.

Almanlar ve Avusturya, Almancada sosyal mesafe anlamına gelen ‘’Sozialabstand’’ yerine sadece mesafe anlamına gelen ‘’Abstand’’ kelimesini kullanıyorlar.

Ancak şunu hemen söylemeliyim. İnsanların aralarına ister ‘’fiziki’’ ister ‘’sosyal’’ mesafe koymalarının sosyolojik, psikolojik, pedagojik sonuçları olacaktır. Bu meslek gurupları, bu sonuçları belirlemek ve olumsuzluklarını ortadan kaldırmak için yapılması gerekenleri önermek durumundadır. Uygulamalı bir bilim dalı olan sosyal çalışma da insanların yaşadıkları olumsuzlukları bireylerle guruplarla çalışarak ve onların öz güçlerini harekete geçirerek bu olumsuzlukların üstesinden gelmelerine yardımcı olacaktır. 

SOSYOLOJİ BİLİMİNDE ‘’SOSYAL MESAFE’’

Hacı Bayram Üniversitesi’nin sosyoloji   Profesörü Dr. Ayşe Canatan’ın bu konudaki bir bilgi notunu gazeteci Murat Bardakçı köşesinde özetleyerek şöyle aktarıyor:

‘’Prof. Canatan “sosyal mesafe”nin sosyoloji literatüründe geçtiğini, bu ifadenin toplumdaki “ayrıcalıklılar ile diğerleri”, “göçmenler ve diğerleri” ve farklı sosyo-ekonomik düzeylerdeki kişilerin arasındaki farklılığı göstermeye yaradığını, yani hastalık kapmamakla alâkasının bulunmadığını, bambaşka bir mânâsının bulunduğunu anlatıyor.

Kavramı, Amerikan üniversitelerindeki ilk sosyoloji kürsülerinden birini kuran Emory Bogardus 1920’lerde başka gruplardaki insanlara karşı hissedilen kabul ve yakınlık derecesini ölçebilmek maksadıyla ortaya atmış ve kavram yine ilk dönem Amerikan sosyolojisinin meşhur ismi Robert Park tarafından geliştirilmiş.

Hoca “sosyal mesafe”nin Koronavirüs salgınında sosyolojik anlamından tamamen farklı bir hâle geldiğini, kâfi açıklama yapılmaması yüzünden insanların virüsten korunabilmek için başkalarından en az iki metre uzak durmaları gerektiğini yeterince anlamadıklarını ve “sosyal izolasyon” kavramının salgında kullanılması ile de bir başka hatâ yapıldığını söylüyor. Sonra, TV’lerde sürekli şekilde işitilen “sosyal mesafeyi koruyun” ve “sosyal izolasyona dikkat edin” ifadeleri yerine “Aranıza fiziksel mesafe koyun, birbirinize iki metreden fazla yaklaşmayın, dokunmayın” gibi kolay şekilde anlaşılabilecek sözlerin gerektiğini yazıyor.’’  (Murat Bardakçı, 13.04.2020 Haber Türk)

Sosyal Mesafe, cinslerin, ırkların, dini inançların, mezheplerin, kültürlerin, cinsel tercihlerin, farklı sosyo-ekonomik düzeydeki kişilerin, toplumsal sınıfların, gurupların, bunlardan birinin kendini ‘’öteki’’nden farklı gösterip, ayrıcalıklı bir konuma sahip olmak için koyduğu mesafedir. Bu mesafeler konularak, toplumda birinin diğerine üstünlüğünü öngören ve bu öngörüyü tüm topluma kabul ettirerek, toplumu genel anlamıyla ‘’asıllar’ ’ ve ‘’ötekiler’’ şeklinde yapılandırmak amaçlanır.

SOSYAL MESAFE ‘’ÖTEKİLER’’ OLMADAN GERÇEKLEŞMEZ. ‘’ÖTEKİ’’ NEDİR? 

Doç. Dr. Hasan YILMAZ  ‘’ÖTEKİNE KARŞI DUYGUSAL MESAFE ÖLÇEĞİ ‘’ başlıklı makalesinde çeşitli bilim adamalarında alıntılarla ‘’öteki nedir ’’  sorusunu şöyle cevaplıyor:

‘’ Öteki, gruba ait olmayan, bir ya da birden fazla özelliği farklı bir bireydir (Kuehner, 2010).

Bireylerin farklı kültür, inanç ve yaşam tarzını benimsemiş insanlara karşı hissettiği duygular

onlarla aralarına koyacakları mesafeyi belirler (Card, 2005; Garcia, 2015). Grup kendini norm

olarak görür ve bu normu karşılamayanları, herhangi bir şekilde “öteki” olarak yargılar. Grup

tarafından sahip olunan temel özelliklerden yoksun olarak algılanan öteki, hemen hemen daima

daha az veya daha düşük bir varlık olarak görülür ve buna göre muamele görür (Batson, 1991).

Örneğin yasal hakları daha az olabilir ya da hiç olmayabilir, daha az zeki ya da ahlaksız olarak

nitelendirilebilir ve hatta ikinci sınıf insan olarak kabul edilebilir. Farklı bir milliyete, ten rengine, dine, ideolojiye, cinsiyete ya da cinsel tercihe sahip olma en sık rastlanan öteki olma sebeplerindendir (Epstein vd. 2002; Şenşekerci, 2017). Araştırmalar sadece farklı kültürden gelen

insanlara karşı değil, aynı kültüre ait ancak farklı özelliklere sahip insanlara karşı da mesafelerin

değiştiğini göstermektedir (Hunter, 2007). Ötekileştirme; insanların, başkalarında istenmeyen

nitelikler bularak kendi kimlik algılarını güçlendirme amacına dönüktür (Joffe, 2011). Öz ve

Öteki arasında oluşan mesafe, bireyin kendini üstünlük hissi içinde rahatlatmasına hizmet eden

basmakalıp ve güven verici sağlıksız bir bilişsel yapıdır (Staszak, 2009).

Ötekini tanımlayan grup, bir toplumun tamamı, bir sosyal sınıf veya toplum içindeki bir topluluk, bir aile, hatta bir lise veya bir mahalle ya da bir spor takımının taraftarı olabilir. Öteki sayısal bir azlığı ifade etmez. Örneğin kadınların erkekler tarafından ötekileştirilmesi sayısal olarak

az oldukları için değildir (McLaren, 1994). Ötekinin varlığını tanımayı reddetme, normallik

kavramı ile savunulur (Goyal vd., 2017). Gerçekte altında yatan sebep çoğu zaman üstünlük

iddiası, ötekinin dış ve aşağı olduğunu iddia eden damgalayıcı, normatif bir dünya görüşüne

sahip olma, kendini olumlama, sahip olduğu güçlü pozisyonu korumadır (Carroll, 2016).’’                (Doç. Dr. Hasan YILMAZ, Akademik Sosyal Araştırmalar Dergisi, Yıl: 6, Sayı: 76, Ağustos 2018, s. 24-42)                                             ( https://toad.halileksi.net/sites/default/files/pdf/otekine-karsi-duygusal-mesafe-olcegi-toad.pdf)

 

GÜNLÜK YAŞAMIMIZDA ‘’SOSYAL MESAFE’’

Fiziki mesafeyi koruyarak ve maske takarak yan yana gelen iki insan arasındaki konuşmalar, görüş alışverişleri, duygu aktarımları, bilgi verme, bilgi alma, hal hatır sorma gibi paylaşımlar da insanlar arasındaki sosyal iletişimle ve mesafe ile ilgilidir.

Sosyal ilişkilerdeki aksaklık insanlar arasında fiziksel mesafenin açılmasına yol açar.

Günlük konuşmalarımızda davranışlarını, düşüncelerini beğenmediğimiz kişiler ile ilişkilerimizi anlatırken, ya da birisiyle bir sorun yaşamışsak ‘’Onunla arama mesafe koydum’’ ‘’Aramız açık’’ deriz.

Uzun süren fiziksel ayrılıklar da sosyal ilişkilerde daralma veya yok olmaya açar.

Uzun süredir görüşmediğimiz bir insanla ilgili olarak da ‘’bağımız koptu’’, ’’birbirimizden uzaklaştık’’ gibi tümceler kullanırız.

PSİKOLOJİ ve SOSYAL MESAFE

İster sosyal, isterse fiziki mesafe olsun, insanlar arasında mesafenin yaratacağı yalnızlık duygusu ve bu duygunun insanda yol açacağı problemler psikolojinin konusudur.

Koronadan önce yakın fiziki mesafelerle sosyal iletişim ve paylaşımda bulunan insanların, bu fiziki mesafelerin artmasıyla sosyal ilişkilerinde azalma görülür.  Bu eksikliğin büyüklüğü ise sosyal izolasyona yol açar. Sosyal izolasyonun uzun sürmesi durumunda, insanlarda fiziksel rahatsızlıklara da yol açabilecek olan psikolojik rahatsızlıklar oluşur.

İstatiksel verilere sahip değiliz ama, korona tehdidi altında geçirdiğimiz aylar içinde insanlarda psikolojik sorunların arttığı gözlemleniyor. Bazı kuruluşlar bu konuda insanlara yardımcı olmaya çalışıyorlar.

Psikolojik sorunları en aza indirecek en önemli önlem; insanlar arasındaki sosyal ilişkileri geliştirebilmeleri için, bilimin ve tekniğin sunduğu yeni olanakları en yaygın ve etkili bir biçimde kullanabilmelerine olanak sağlamaktır.

SOSYAL ÇALIŞMA VE SOSYAL MESAFE

İnsanla çalışan uygulamalı bir bilim dalı olan sosyal çalışma, insanlar, guruplar, inançlar v.b. arasında mesafeler konularak ötekileştirme düşüncelerine ve uygulamalarına karşı çıkmadan başarılı olamaz.

Sosyal çalışmanın korona ve benzeri doğal felaket ve salgın dönemlerinde iki görevi vardır.

Birinci görevi, felaketin  veya salgının henüz etkilemediği insanlarla ve  guruplarla, topluluklarla, örneğin göçmen guruplarıyla, yoksulların yoğun olduğu bölgelerle, eğitim düzeyi düşük guruplarla, sokak  insanlarıyla, evsiz barksızlarla hemen ilişkiye geçip onları bilgilendirmektir.

Sosyal çalışmacıların hemen yapmaları gereken ikinci görev, salgın döneminde çalışmalarına katkıda bulunacak sosyal ağı oluşturmaları veya var olan ağlarla ilişkiye geçmeleridir.

Diğer bir görev insanlarla beraber, onların yeteneklerini ve öz güçlerini harekete geçiren projeler üretmektir.   Örneğin; geçimini günlük ücretlerle sağlayan insanların evde kalarak, salgın gönlerinde gerekli olacak ihtiyaç maddelerini üretmelerini sağlamak ve üretilenleri gereksinim duyanlara ulaştırmak gibi.

Salgın ve felaket dönemlerinde sosyal çalışmacıların en önemli görevi, salgının önlenmesi için gerekli fiziki mesafeyi koruyarak, sosyal iletişim yoluyla sosyal mesafeyi azaltmak olmalıdır.

İnsanlardaki yalnızlık duygusunu yenmeleri için, salgın nedeniyle fiziki uzaklaşma oluşmuş yakınlarıyla, dostlarıyla veya onlarla aynı durumdaki insanlarla iletişimlerini, bilgi, fikir ve duygu alışverişlerini sağlayacak, fiziki mesafeye uyulan alanları oluşturmak. Örneğin; 65 yaş üstü insanların sosyal çalışmacıların yardımıyla evlerine yakın bir parkta, fiziki mesafeyi koruyarak, bir araya gelmelerini, yakınlarıyla bu açık alanlarda görüşmelerinin sağlanması gibi.

Sosyal çalışma, birlikte çalıştıkları insanlar ve insan gurupları ile proje ve bu projeleri yaşama geçirme mesleğidir. Sosyal çalışmacılar bu ilkeyi temel alarak salgın günlerinde yukarıda birkaç örnekle somutlamaya çalıştığım binlerce yararlı proje üretebilirler. Bu çalışma, sosyal çalışma mesleğine de toplum içinde bir kabul ve saygınlık kazandırır.  

YENİ DÖNEM VE SOSYAL POLİTİKA

Yeni dönemde sosyal ilişkiler, telefonlardaki ve bilgisayarlardaki internet, WhatsApp, Messenger, Viber, Skyp, E - Mail gibi özellikler kullanılarak sağlanıyor. Evde kalmaya zorlanan 65 yaş üstü insanlar bu dönemde bu özellikleri kullanmayı öğrendiler.

Sosyal paylaşım sitelerinin de sosyal ilişkilerin korunmasında ve gelişmesinde önemi arttı. İnsanlar bu özellikleri hiçbir sınırlama olmadan özgürce kullanmak istiyorlar. Özgürce kullanabildikleri ölçüde de insanlar arasındaki sosyal mesafe azalıyor ve insanlar birbirlerine yakınlaşıyor.

Sosyal paylaşım siteleri sayesinde insanlar, yanlış gördüklerini eleştiriyorlar. Öneriler geliştiriyorlar. Hükümetleri uyarıyorlar. Sosyal paylaşım sitelerinde, bazı farklılıklar taşısalar da, insanlar Korona salgınının mali yükünün işçiye, memura, küçük esnafa, köylüye yüklenmemesini, büyük kapitalistlerin bu yükü taşımalarını istiyorlar. ‘’Hepimiz aynı gemideyiz’’ belgisi altında kendilerine yeni yükler getirilmesini istemiyorlar. İnsanlar Korona konusunda bildiklerini birbirleri ile paylaşıyorlar.

Korona nedeniyle insanların kamusal alanlarda fiziksel yakınlıklarının azalması, hükümetlerin yönetim gücünü artırıyor. Gösteriler, protestolar, toplantılar yasaklanıyor. İşyerlerinde bir arada çalışmaya zorlanan işçilerin, hak almak için bir araya gelmeleri sosyal mesafe olarak adlandırdıkları fiziksel mesafe gerekçe gösterilerek engelleniyor. Korona döneminde birlikte fabrikada çalışmak serbest, ama hak almak için toplanmak yasak!

Devletler hak ve özgürlükleri budayan yasalar çıkarıyorlar. Korona bulaşışını takip etmek bahanesiyle, insanların her hareketini izleyebilmek için sistemler geliştiriyorlar. En önemlisi de korona döneminde çıkarılan bu yasaların sürekli olması hedefleniyor.

İnsanlar, insan hak ve özgürlüklerine aykırı uygulamaları sosyal mesafelerini sosyal medya üzerinden artırarak protesto ediyorlar. Bazı hükümetler sosyal medya paylaşımlarını sürekli denetleyip, kendilerini eleştirenleri tespit ederek, haklarında davalar açıyorlar.

Acaba devletler ‘’sosyal mesafeyi koruyun’’ diyerek, insanların sosyal iletişimlerini, paylaşımlarını azaltmayı mı hedefliyorlar?

TOPLUMLAR SOSYAL MESAFE KONULARAK KAMPLAŞTIRILIR

Toplumlar, toplumu oluşturan sosyal sınıflar, ırklar, dinler, mezhepler, cinsler, değişik cinsel tercih sahipleri, göçmenler, bölgeler arasında mesafeler konularak kamplaştırılır. Toplumun kamplara bölünmesi, toplumu yöneten siyasilerin belli bir dönem yönetimlerini kolaylaştırsa da, toplum için toplumsal gelişmeyi destekleyen bir dinamik değil, tam aksine toplumsal çatışmaları artıracak bir dinamit görevi görür.  

Son yıllarda siyaset diline egemen olan kamplaştırma söylemleri ve uygulamalar toplumsal bir çöküşü hızlandırmaktadır. Bunun önüne geçilmesi için yapılması gereken toplumda kamplaştırma yaratarak ‘’sosyal mesafeleri’’ şiddetlendirmek değil, kişiler, guruplar, cinsler, sınıflar, politik guruplar, dinler, mezhepler arasındaki sosyal mesafeleri en asgariye indirmek, sıfırlamak olmalıdır.

Günün görevi, fiziki mesafeyi koruyarak, fiziki mesafenin yaratacağı sorunları azaltmak için sosyal mesafeyi azaltmaktır.

(Paylaşımlarında sürekli ‘’sosyal mesafe-fiziki mesafe ayırımına’’ vurgu yapan dostum Prof.Dr. İlhan Tomanbay’a sonsuz teşekkürler.)

*

 




Yorumlar

    Bu makaleye henüz yorum yapılmamıştır.

Yorum Ekle

Yorum yapabilmek için giriş yapmanız gerekmektedir. Giriş Yapın veya Üye Olun.