TEST YAYINI

SÜPER KAHRAMAN DEĞİLİZ AMA SÜPER OLABİLİRİZ!

İnsan hayata gözlerini yalnızca bir defa mı açar? Islak, acı dolu, daha önce hiç kullanılmamış gibi, etrafı yabancılayarak, görmenin ne anlama geldiğini bilmeden. Görmeye başladığında herkes etrafında toplanır. İlk seferinde popona bir şaplak yersin. Görmeye başladığın için mi o şaplak? Odağını mı değiştirmeye çalışır etrafındakiler? Gözlerimizi ilk açtığımız anda yediğimiz şaplağın masumiyetini ispatlayamam ama en azından uygulayanların güzel bir amaca hizmet ettiğine inandığını söyleyebilirim. Peki ya sonraki göz açışlarında yediklerimiz?

İnsan sayısız defa gözlerini açıyor hayata. Bazen de açtığımızı düşündüğümüz oluyor. Ben bir sosyal hizmet uzmanıyım. Bazen bir sosyal çalışmacı. Bazen kavram karmaşasında çatışma arasında kalmış bir meslek elemanı. Sayısız defa açtım gözlerimi hayata. Üstelik Dante ve Cahit Sıtkı’nın belirttiği gibi henüz yolun yarısında bile değilim. 

Henüz on sekizimdeyken dört yıl boyu insan hayatına nasıl dokunacağımı öğreneceğimi düşündüğüm bir eğitim serüvenine başladım. Hızlı geçecekti yıllar, çok şey öğrenecektim. Çok da eğlenecektim tabi geri kalan saatlerde. Belki bol bol da uyuyacaktım. O fakültenin içinde olduğum saatler beni bir süper kahramana dönüştürecekti. Dört yılın sonunda pelerinimi takıp çocuk, yaşlı, engelli demeden hemen herkesi kurtaracaktım. İlk yıl eğlenmenin çoğunlukta olduğu, ikinci yıl ise uyumanın zirve yaptığı bir dönemi geri bırakırken henüz cenin pozisyonunda keyfime bakıyordum. Bol bol okşuyorlar, sevimli sesler çıkararak beni seviyorlar hatta o korunaklı kesenin içerisinde tekmeleyerek eğlenmeme izin bile veriyorlardı. Gariptir ki hoşlarına dahi gidiyordu.Canımın istediğini yemem de cabası. Üçüncü yılın başlarında sancılar artmaya başlamıştı. Su torbası patlayacak cenin kendini dışarı atacaktı. Bir kuram dersi son ıkınma çığlığıydı!

- Gündelik hayatta sokakta karşılaştığımız çocuk işçilere nasıl müdahale edebileceğiz? Yetki kısıtlamamız nedir? Gözümüzün önünde istismar ediliyorlar. Hatta belki de bakışlarının altında yardım çığlıkları yatıyor.

Gözlerimi açışlarımdan biriydi. Şaplak bu sefer biraz sert oldu. 

- Müdahale edemeyiz. Bizler kahraman değiliz. Mecburen zaman zaman görmezden geliyoruz.

Şaplağın acısıyla basarsın zılgıtı. Herkes gülmeye başlar, mutlu olurlar. Evet, o HAYATTA! 

Hayatta olduğumuzu ağladığımızda anlarlar. Neden kimse nefes alıp almadığını kontrol etmez önce? Önce neden canımızı yakarlar sonra sarıp sarmalarlar? İnsanoğlu güçsüzlüğü kabullenmez, güçlenmek için çaba da sarf etmez. Görmezden gelir. Odağını değiştirir. Solunda acı varsa sağına döner. Sağında mutsuzluk varsa arkasına. Dört yanı sarıldığında ise avuç içleri elmacık kemiklerinin üzerine kapanır…

Üçüncü yılı emekleyerek tamamlarsın, dördüncü yılın mucizenin başlangıcı olacağını düşünürsün. Evet, işte bu. Sahadasın artık ayaklarının üzerinde yürüyebilecek, diz kapaklarında sürünmekten kurtulacaksın! “Onlar gözlerini mi yumuyor, şaplak atan ben olacağım !” dersin. Elinde sopasıyla bekleyen “K(u)Ralcıları” henüz tanımamışken. Koşmak istersin, ayağın takılır düşersin DUR derler. Sorumluluk alıp kendin YE(n)MEK istersin, üzerine bulaştırırsın DUR derler. Sana sunulandan daha fazlasını öğrenmek için sorgularsın, sorular sorarsın, senin için henüz erken DUR derler. Büyümene, gelişmene izin vermezler. Yalnızca onların istediği düzeyde ilerlemene müsaade ederler. 

Bir gün karşına bir fırsat çıkar. Kimseye haber vermeden çabalayıp tünelin ucundaki parıltıyı görürsün. Gözlerin karanlıktan yoğun bir ışık huzmesinin içerisine girdiği anda acımaya başlar, ovuşturmak, gözlerinizi açıp ona bakmak istersin. Acıyla baktığında gözlerin bir kez daha açılır, bir kez daha görürsün. Başarabiliyorum! K(u)Ralcılara gidip herkesin gözlerini açmasını sağlayabileceğinden bahsettiğinde bir kez daha DUR cevabını alırsın. “İş çıkarma !”

Dördüncü yılı koşabilir halde tamamlarsın ama koşmazsın.Konuşmayı tamamen sökmüşsündür ama konuşmak çene kaslarını yorar. Gözlerini birçok konuda açmayı bilirsin ama avuçlarını yüzünden çekmek zül gelir. Yıllarca böyle yaşarsan sırtına takmayı hayal ettiğin o pelerin ayaklarına bağ olur. Koşmayı bırak yürümek için dahi oturduğun bilgisayar masasından kalkamazsın.

Böyle mi olmak istersin? İçine konulduğun kabın şeklini almak, yalnızca sana söyleneni yapmak-söylenen doğru olmasa dahi-, yeni ve doğru olan her şeyden kaçmak?

Bizler süper kahraman değiliz. Ama istersek SÜPER olabiliriz! Aksini iddia eden herkes için konuşuyorum. Açın gözlerinizi artık. Susmayı bırakın. Başarabilirsiniz. 

Dört yıllık eğitiminizin hangi aşamasında olursanız olun, gelişebilirsiniz. Meslek hayatınızın hangi aşamasında olursanız olun, değişebilirsiniz. Karşılaştığımız her sorunu, burada yazılanlara inanan kişiler ile çözebilirsiniz. Daha fazla meslektaşımızı inandırabilirsiniz. Büyümek, gelişmek, değişmek, kısacası gözlerimizi yeniden ve yeniden ve yeniden açmak yalnızca bizim elimizde. 

Bizler süper kahraman değiliz ama süper olacak potansiyeli barındıran dezavantajlı kimselerin hayatına dokunabiliriz. Bizden çok daha iyi olmalarını sağlayabiliriz. 

Sizler biricik benliklerinizle süpersiniz, süper işler yapabilirsiniz… 

 

-Sosyal Hizmet Uzmanı Murat ŞAHİN-




Yorumlar

    Bu makaleye henüz yorum yapılmamıştır.

Yorum Ekle

Yorum yapabilmek için giriş yapmanız gerekmektedir. Giriş Yapın veya Üye Olun.