TEST YAYINI

Sosyoder’in Sosyal Çalışmacı Unvanı Konusundaki Tartışması Üzerine ( Rengarenk Dünya )

Sosyoder’in Sosyal Çalışmacı Ünvanı Konusundaki Tartışması Üzerine

Hayat rengarenk aslında. Tan vakti göğe bakarsan kızıl, öğlen vakti temiz bir gökyüzü masmavi. Datça’da bir akşamüstübegonviller gençlik hayallerimizdeki panjurlar gibi pespembe. Of’ta yaptığın bir köy kahvaltısında başını döndüren nefesin kaynağı doğa yemyeşil. Bodrum’da iskeleden ayaklarını sallayarak dokunduğun deniz gökyüzü misali, kimi an mavi kimi an turkuaz. Turkuaz demişken, atamın gözleri ata mavisi … Tenimi kavuran güneş sarı, içimi ısıtan o boncuk gözler kahve(güneşi görünce yeşil olduğunu iddia ederler aman yüzlerine karşı söylemeyin.). Gün doğarken başka, gün batarken başka. Baharda başka, kışta bambaşka. Şuan oturduğum sandalyeden yüzbinlerce kilometre ötede başka, güzel ülkemde bambaşka…

Hayat rengârenk aslında. İnsanlar rengârenk. Henüz birinci sınıftayken sormuştu benim güzel öğretmenim:

- Dünyadaki tüm topların sayısı mı fazladır yoksa tüm renklerin mi?

Tüm topların sayısının fazla olduğunu ifade ettiğinde “Ya tüm renklerin açık ve koyularını da saysak, çok fazla renk yok mudur?” dediğimi hatırladıkça mutlu olurum. Soru sormaktan çekinmediğimi, sorgulamayı o günden beri hiç bırakmadığımı bilmek huzur verir. 

Milyarlarca renk var doğanın dört bir yanında, henüz gözlerimin görmediği. Ve her insan diğerinden farklı bir rengi temsil ediyor. Evet, birbirine benziyor ama eşsizliğini kaybetmiyor.

Peki, böylesine bir çeşitliliğin içerisinde binleri bir yapma çabası niye? Neden herkes turuncu olmalı mesela? Kırmızıya neden sarı katmaya çalışırlar? Kırmızı kendi doğalında yeterince güzel gelmez mi sizlere? Bazen o kadar fazla renk eklemeye çalışırlar ki bizlere, eşsizliğimizi bozarlar. Kırmızıya biraz sarı eklersen turuncu olur, biraz daha eklersen portakal.Sonra biraz üzerine mor koyarsın. Yetmez, bu istediğimiz gibi olmadı biraz da yeşil ekleyelim. Bir başkası gelir bu sefer. 

“Nasıl yaptınız bunu, neye benzemiş!”  

Ben de üzerine biraz mavi ekleyeceğim. Imm. Sanırım biraz da pembe. Bir üstten talimat gelir; “Hepsine kahverengi de ekleyeceksiniz!”. En sonunda griyi elde etmeyi başarırlar. 

Başarırlar.

Çünkü istedikleri de budur. Hayatı solduramayanlar, hayatın renklerini soldurmayı arzularlar. Bizleri soldurur, sonunda milyonlarca griyi bir araya toplarlar. Grinin üzerine ne eklersen ekle, artık arzulayıcıların rengisindir ve seni yeniden renklendirmek mümkün değildir. Olmanı istedikleri yerde olur, söylemeni istediklerini söylersin. Fikirlerin artık onlara aittir. 

Hayat rengârenktir aslında. Hepimiz eşsiz renklerdeyiz. Bir olma çabanız niye? 

Bugün yaşadığımız tartışma bundan ibarettir bana göre. Sevgili Prof. Dr. Sami ŞENER’in grileştirmeye çalıştığı binlerce sosyolog arkadaşım eşsiz güzellikte renklerdir. Ne sosyologların sosyal çalışmacı olmaya ihtiyacı var, ne de sosyal çalışmacıların sosyolog olmaya. Bizler doğanın güzellikleriyiz tüm meslek grupları gibi. Bizler bize ihtiyaç duyan grilerin özünü hatırlamasına kendi mesleki birikimleri ile destek olacak olanlarız. Kurtulun artık bu nefret söylemi temelli düşüncelerden. Her iki meslek grubunu temsil eden sevgili büyüklerim, taze açan çiçekler kadar canlı renkleri barındıran gençlerimizi grileştirmeyin…

Sosyal Hizmet Uzmanı Murat ŞAHİN​​​​​​​Saygılarımla …




Yorumlar

    Bu makaleye henüz yorum yapılmamıştır.

Yorum Ekle

Yorum yapabilmek için giriş yapmanız gerekmektedir. Giriş Yapın veya Üye Olun.