AHMET RÜŞTÜ ÇOCUK YURDU
“Bütün tahsilimi bedava yaptım. Hayır, bedava değil, milletimin parası ile okudum. Bunu ödemek benim için bir vicdan borcudur. Vicdan borcu, borçların en büyüğü, en önemlisidir” Hayri İPAR
Giriş;
1936 yılında Mudanya’da açılan ve sosyal hizmet tarihinde ilkler arasında yer alan Ahmet Rüştü Çocuk Yurdu, cumhuriyet döneminin kişiler tarafından açılan ilk çocuk yurdu olma özelliğini taşımaktadır. Ahmet Rüştü, Telgraf ve Posta Memuru olarak Mudanya’da görev yapmış, daha sonra aynı yerde müdür olarak görevini sürdürmüştür.
Mudanya Ahmet Rüştü Çocuk Yurdunun açılışında, Mustafa Kemal Atatürk’ün ; 16 Ekim 1922 tarihinde Bursa’da çocuklara söylediği “Küçük hanımlar, küçük beyler! Sizler hepiniz geleceğin bir gülü, yıldızı, bir mutluluk pırlantasısınız! Memleketi asıl aydınlığa boğacak sizsiniz. Kendinizin ne kadar önemli, değerli olduğunuzu düşünerek ona göre çalışınız. Sizlerden çok şeyler bekliyoruz” sözleri ve yazımızın başında yaptığımız alıntıda belirttiği “vicdan borcunun” önemli rol oynadığını sanıyoruz.
Mustafa Kemal Atatürk’ün “Köyün, dolayısıyla memleketin eğitim yoluyla kalkındırılması” hamlesini tüm ülkede ses getirmiş ve okullaşma konusunda seferberlik ilan edilmiştir. 1923 yılında 5.062 okulda, 5.062 öğrenci, 1930 yılında 6.775 okulda, 535.830 öğrenci, 1937 yılında 6.386 okulda 810.199 öğrenci okula gitmeye başlamıştır. Hayri İpar’ın Harbiye eğitimi alması ve genç cumhuriyetin sosyo, ekonomik yapısını iyi bilmesi, ayrıca yetiştiği Mudanya’da birçok nahiye ve köyde okulun bulunmaması, yurdun açılmasındaki en büyük etkenlerdir diyebiliriz.
Mehmet Hayri İpar;
1299(1883) yılında Mudanya’da doğan Mehmet Hayri İpar’ın renkli bir yaşam öyküsü bulunmaktadır. Babası uzun yıllar Mudanya’da Posta ve Telgraf Müdürlüğü yapan Ahmet Rüştü Bey, annesi Mudanya eşrafından Sümbülzade’lerin kızı Şaziye hanımdır. Çiftinin altı çocukları olmuştur. Mehmet Hayri ailenin dördüncü çocuğudur. Aile en büyük çocuğunu Kafkas, en küçüğünü ise Romanya Cephesinde şehit vermiştir.
Mehmet Hayri 1896 yılında Mudanya’dan ayrılarak eğitimini sürdürmek üzere İstanbul’a gitmiştir. Sırasıyla; İptidaiye, Rüştiye, Harbiye ve Darülfünun’da Hukuk eğitimini tamamlamıştır. Subaylığı sırasında Soğukçeşme Askeri Rüştiye’sinde Fransızca öğretmenliği yapmıştır.
Birinci Dünya Savaşı sırasında savaşa katılmış, daha sonra yüzbaşı rütbesiyle ordudan emekli olmuştur. 1934 yılından sonra da nüfus kayıtlarını Mudanya’dan İstanbul Şişli’ye taşımıştır. Soyadı Kanunu ile İpar soyadını almıştır. Mehmet Hayri İpar Alpulu Şeker Fabrikasının kuruluşunu gerçekleştirmiş, ticaret ve taahhüt işlerine girerek önemli bir mal varlığı edinmiştir.
- Hayri İpar; Mudanya Mütareke Müzesinin açılması, Ahmet Rüştü Çocuk Yurdunun açılması, Cumhuriyete uçak armağan etmesi, elektrik santralinin kurulması, İnönü heykelinin yaptırılması, Ahmet Rüştü Ortaokulunun yapılması, annesi adına bir doğumevi ve dispanser yapılması gibi birçok hizmeti, çok sevdiği Mudanyalılara armağan etmiştir.
Mudanya Ahmet Rüştü Çocuk Yurdu ;
İpar doğduğu ilçenin okul çağındaki çocuklarının köylerinde ilkokul bulunmaması üzerine 1935-1936 öğretim yılında 27 kişilik “Hayri İpar Talebe Yatı Evi”ni açar. Yatı Evi’nin ilgi görmesi üzerine 1936 yılında Borsa binası satın alınarak gerekli onarımlar yapılmış 100 kapasiteli “Ahmet Rüştü Çocuk Yurdu” kurulmuştur.
İstanbul 2. Noterliğince 10 Eylül 1936 tarihinde onaylanan belgeye göre Ahmet Rüştü Çocuk Yuvasının İşleyişi aşağıdaki başlıklardan oluşmaktadır.
– Ahmet Rüştü Çocuk Yurdu ismi ile bir Yurt tesis ettim. Bu yurt için Mudanya’da Koza Hanı namı ile maruf binayı sahibinden alarak mükemmelen tamir ettirdim. Ve kezalik Tuz ambarları namıyla maruf ve Mudanya iskelesi kurbundaki arsaları satın aldım. Binada yatak, yemek, okumak, hasta odaları, matbah(mutfak), yıkanma daireleri ve ilâh yaptırdım.Arsaların etrafını duvar ve parmaklıklar yaptırarak, burasını dahili oyun bahçesi haline koydum.
– Bu tesisin gayesi Mudanya kasabası ile bu kasabaya tabi nahiye ve köylerde ilk tahsil çağına girmiş olan şimdilik (yüz) çocuğun ikameti, yiyecek ve giyeceklerinin teminidir.
– Yurda alınacak çocuklar birinci derecede Şehit evlatları, ikinci derecede anasız veya babasız olanlar, üçüncü derecede altı çocuk sahibi olan ailelerin çocuklarıdır.
– Yurda alınacak çocukların Mudanya kasabasının ilkokullarında okuması temin edilecektir.
– Yurdun bir idare heyeti ve bir müdürü vardır. Yurdun masrafı hali hayatımda ve siai malim oldukça tarafımdan nakden temin edilecektir.
– Yurt Müdürünün Yurtta sığınacak çocuklara karşı müşfik bir baba muamelesi yapması, onların sıhhati ve ahlâkı, tahsilleri, dimağı inkişaflarının temini için en yakın alaka göstermesi, dikkatli, şefkatli, hayırlı ve merhametli davranması biricik arzumdur.
Tesis senedinde, bahçenin onarılarak oyun bahçesi haline getirilişi, yurda alınacak çocukların intihabı (seçilmesi) iç nizamname ile gösterilmesi, yurdun idare ve denetiminin yaşamı boyunca Hayri İpar’a ait olacağı, bütçe döneminin okulların eğitim süresine göre yapılacağı, sığınacak bir yeri olmayan çocukların yaz boyuncu yurtta kalabilecekleri yer almıştır.
Tesis senedinde, Mudanya’da bulunan ilkokullardan birincilikle mezun olan öğrencilerin yurt adına öğrenimine devam ettiği sürece okutulacağı, ikmale kalması halinde Yurdun yardımının kesileceği belirtilmiştir.
Yurt Müdürünün çocuklarla daha yakın ilgilenmesi için lojmandan yararlanması ve aile bireylerinin yeme içmesinin yurt bütçesinden karşılanması uygun görülmüştür.
Hayri İpar’ın vefatı sonrası Müdürün idare heyeti tarafından (Belediye Başkanı, İlçe Milli Eğitim Müdür, Mudanya’nın en kıdemli İlkokul Müdürü) atanacağı, kuruluşun denetiminin Bursa Vilayet Makamınca yapılacağı özellikle belirtilmiştir.
Ahmet Rüştü Çocuk Yurdu Tesisnamesinin 5’i Maddesinde; “Yukarıda yazılı (Yüz) çocuktan başka Kasaba okullarında öğlen yemeklerini tedarikten aciz olan kırk çocuğa öğlen yemeği verileceği. Bu kırk çocuğun isimlerini (Mudanya Çocuk Esirgeme Kurumu) ile (Kızılay Kurumu) müşterek olarak ihzar (hazır) edecek ve yurda bildirecektir” denilmektedir. Hayri İpar yurtta bakılan 100 çocuğun dışında 40 çocuğun öğle yemeğini karşılamıştır.
Sonuç:
“Yurdun, II. Dünya Savaşının doğurduğu askeri ihtiyaçları karşılamak üzere tahsis edildiği, 1945 yılında ise devlete devredilerek ortaokul haline getirildiği” Doğan Çağlar’ın makalesinde vurgulanmaktadır. Aynı olayı Halil Demiray’ın (1928-2003) yeğeni aktarmış, dayısının bu nedenle yurttan ayrıldığını ve eğitimini sürdüremediğini belirtmiştir.
Konuyla ilgili en ayrıntılı kaynak; “Hayır Sevenler Cemiyeti ve İdare Etttiği Hayır Müesseseleri” isimli kitaptır. Bu kitapta konunun ayrıntılarına girilmiş ve çocukların fotoğrafları yayınlanmıştır. Yayında çocukların günlük yaşamı, önemli günler, çocukların çevre gezileri, izcilik çalışmaları, binanın görünüşü, kurucu Hayri İpar ve müdür Hilmi Aktan’ın resimleri yer almıştır.
Özetlemek gerekirse, “Ahmet Rüştü Çocuk Yurdu” ülkemizde Cumhuriyet Döneminde uygulamaya konulan güzel bir sosyal hizmet çalışmasıdır. Ülkemizdeki ilk korunmaya muhtaç çocuklarla ilgili kanunun 1949 yılında 5387 sayı ile çıktığını düşünürsek, Hayri İpar’ın bu konudaki ileri görüşlülüğü ortaya çıkacaktır.
Bursa’nın şirin ilçesi Mudanya’da kurulan ve on yılı aşkın bir süre genç cumhuriyete eğitimli yeni kuşaklar yetiştiren Ahmet Rüştü Çocuk Yuvası, sosyal hizmet tarihinin önemli kilometre taşlarından birisidir. Konunun araştırmacılar tarafından incelenerek ayrıntılarına inilmesi en büyük dileğimdir.
Ümit AKTAN ( Yurd Müdürü Hilmi AKTAN’ın oğlu, 1937 Mudanya doğumlu)
Yurdu hayal, meyal hatırlıyorum. Çocuklar beni alıp gezdirirlerdi. Müdür lojmanı yurdun içindeydi. Daha sonra yurdun planlarını da gördüm. Birinci katta mutfak, lavobo, yemekhane, banyo ve odalar vardı. İkinci katta yatakhaneler, kütüphane, müdür odası, lojman ve derslikler vardı. Borsa binasının camlı olan yazıhane bölümleri örülerek oda haline getirilmiş. Babam çocuklar yatmadan eve gelmezdi. Babam ilk açılışta aşçı bulamamış dayımın hanımı Fatma cicianne aşçılık yapmış. Aşçı Fevzi Sürü, Zühtü Bilge ağabey şöför ve hademe olarak çalıştı.
Babamla Hayri İpar’ın tanışmaları 1935’li yıllara dayanıyor. Hayri İpar’ın iki evi vardı. Yazlığa gelirdi. Babamla uzun yıllar mektupla haberleştiler. Burgaz’da zeytinlikleri vardı.
Yakup Tosun ( Ahmet Rüştü Çocuk Yurdunda kaldı 1927 doğumlu)
Mudanya’nın Mürsel Köyünde doğdum. Hayri İpar Pansiyonu, çocukları okutuyor diye duyduk. Üç arkadaş geldik, sadece beni aldılar diğer iki arkadaşa üzüldüm ama elden bir şey gelmiyor.
Baba yok, annem ev hanımı çiftçilikle ancak kendini doyuruyor. Pansiyon, eski borsa binası iki katlı ahşap bina, ortası açık. 1935 yılında yüz kişi kalıyorduk. Hilmi Bey Müdür, Halil, Raif Gürcan ve Süreyya Bey hocalarımız. Hocalarımız her işimizle ilgileniyor, ders çalıştırıyorlar. O sırada iki ayrı okula gönderdiler bizi, yarımız İsmet Paşa İlkokulu (daha sonra 12 Eylül İlkokulu) , yarımız Merkez Mektebine gittik.
Zehra Hanım yemeklerimizi pişirirdi. Kahvaltımızda hiçbir şey eksik olmazdı. Süt, peynir, zeytin, yumurta, reçel her şeyimiz vardı. Öğle yemeklerini yemek için pansiyona gelirdik. Anam, babam bile bana öyle bakmazdı. Tertemiz gezerdik. Yatakhaneler 3-5 kişilikti. Öğretmenlerimiz yaramazlıklara müsaade etmezlerdi, bize sevgiyle yaklaşırlardı, dayak olayı yoktu. Akşamları sekiz, dokuza kadar etüt yapıyorduk. Sıcak suyumuz sürekli akardı. Ben yaz aylarında köye annemin yanına giderdim, gidecek yeri olmayanlar yazın da pansiyonda kalırdı.
Üç tane araba vardı. Minibüsle bizi gezmeye götürürlerdi. Hayri İpar sık sık dolaşırdı. Bir gün Atatürk pansiyona gelecek dediler, Mudanya İskelesinde karşıladık. Pansiyonu gezdi daha sonra Bursa’ya gitti.
Yaz tatilinde, bir gün köyden saman getirdim, üstüm başım saman içerisinde. 30 Ağustos Bayramı yapılacakmış, Hilmi Hoca beni görmüş, hemen çağırdılar beni yıkadılar, elbiseleri giydirdiler, “Bayrak Muhafızı” olarak törene katıldım. Daha sonra elbiseleri değiştirerek köye döndüm.
ATEŞ GÜRMAN ( Dönemin İlçe Milli Eğitim Müdürü Rıfkı Gürman’ın oğlu)
Cumhuriyet Türkiye’sinin en faal yılları yaşanıyordu. Ülke istilacılardan kurtarılmış,
Cumhuriyet ilan edilmiş, Atatürk devrimleri birbirini takip ediyordu. O yıllarda Mudanya’da hayırsever Hayri İpar tarafından İhdas edilen Ahmet Rüştü Çocuk Yurdu’nu yönetecek becerikli ve kültürlü bir öğretmen aranıyordu. O günlerde İlçe Milli Eğitim Müdürü olan babam Rıfkı Gürman’ın önerisi üzerine öğretmen Hilmi Aktan’a yurdun yöneticiliği teklif edildi. Hilmi Hoca sorumluluğu çok yüksek olan bu görevi, hiç tereddüt etmeden kabul ederek yıllarca başarıyla yürüttü. Öğrencilerini tam bir disiplin içinde, yoğun bir vatan sevgisiyle yetiştiren Hilmi Öğretmen, “Bu topraklar bizim, bu vatan bizim. Her bastığınız adımda bunu hissedin, Burası da benim, burası da benim, diyerek her adımınızı daha coşkulu, bilinçli ve sert olarak atın.” diye öğütlüyor ve bilinçlendiriyordu. “İnsan elinde olan nimetlerin kıymetini kavrayamaz. Ancak yitirdiği değerlerin kıymetini daha iyi anlar.” diyen Hilmi öğretmen, Balkanlarda kaybettiğimiz toprakların acısını taa içinde duyuyordu. Bunun ötesinde son vatan parçamızı da kaybetmemek için verdiği mücadeleyi de aklından çıkaramıyordu. Görülüyor ki yalnız savaşta değil, barışta da kahraman olunabiliyor, vatana hizmet edilebiliyor. Zaten öğretmenler için İrfan Ordusu deyimi boşa söylenmemiştir.
Hilmi öğretmen, babacan tavrı ve gür sesiyle çok güzel bir hatipti. Milli bayram ve törenlerde yaptığı konuşmalarla, herkesi duygulandırır ve ağlatırdı. Gür beyaz bıyıkları, beyaz saçları, oldukça iri cüssesi ve ton ton kırmızı yanaklarıyla tam bir Arnavut erkeğiydi. Yerine göre sert, yerine göre inatçı, yerine göre güler yüzlüydü. Çocukları çok sever ve onlara takılıp şakalaşırdı. Ne güzel tesadüftür ki bir 23 Nisan Çocuk Bayramı günü çocukların neşeli cıvıltıları arasında aramızdan ayrıldı.
Mustafa Adıyaman (Belediyeden Emekli-1925 Mudanya Doğumlu): Ben ailemin yanındaydım. Yurttan birçok arkadaşım oldu. Yurt Müdürü Hilmi Aktan çok disiplinliydi. Çocuklar asker gibi yetiştiler. Tertemiz, tek tip giyinirlerdi. Yurt çocuklarının kendine has giyimi vardı. Kış aylarında pelerinleri vardı.
Bina bu gün belediyenin olduğu yerde idi, tamamen ahşapdı. Ben yurda hiç gitmedim. Anlatırlardı, bakımları dört dörtlüktü. Normal ailesi olan çocuklardan hiçbir farkları yoktu. Yörükali Köyünden Sarıahmet dediğimiz bir arkadaşımız hakim albay oldu, Abdülkadir Edebiyat Fakültesini bitirdi. Hiç unutmuyorum Mudanya’da görevli Çarşambalı bir polis vefat etti. Oğlunu yurda aldılar. Burada okuyup başarılı oldu daha sonra nüfus müdürü olduğunu biliyorum.



