Salı, Nisan 28, 2026

Tel: 0544 865 16 56

Ana SayfaAdaletAVRUPA SOSYAL ŞARTI ,KİŞİNEV DEKLARASYONU ,

AVRUPA SOSYAL ŞARTI ,KİŞİNEV DEKLARASYONU ,

AVRUPA SOSYAL ŞARTI ,KİŞİNEV DEKLARASYONU ,

SUÇA YÖNELEN ÇOCUK VE GENÇLER DAHİL TBMM ARAŞTIRMA KOMİSYONU VE DE CEZA ADALET YÖNETİMİ AÇISINDAN SOSYAL HİZMETLERDEN YARARLANMA HAKKI BAĞLAMINDA SOSYAL KORUMADA Kİ BOYUT

                                                                                    SHU Nihat Tarımeri

Bilindiği gibi Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 90. maddesi, uluslararası hukuk ile iç hukuk arasındaki hiyerarşiyi belirleyen “kilit taş” niteliğindedir. Bu madde, özellikle 2004 yılında yapılan değişiklikle birlikte, temel hak ve özgürlüklere ilişkin sözleşmeleri kanunların üzerinde bir konuma taşımıştır.

2004 yılından beri Anayasa’nın 90. maddesinin son fıkrası uyarınca, usulüne göre yürürlüğe konulmuş milletlerarası antlaşmalar kanun hükmündedir. Ancak 2004 değişikliği ile eklenen şu cümle, hukuk sistemimizde devrim niteliğindedir:

Usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası antlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda, milletlerarası antlaşma hükümleri esas alınır.

Dolayısıyla bu sözleşmeler hakkında Anayasa’ya aykırılık iddiası ile Anayasa Mahkemesi’ne başvurulamaz. Bir kanun ile temel haklara ilişkin bir sözleşme (örneğin AİHS veya Avrupa Sosyal Şartı) çelişirse, hâkim kanunu değil, sözleşmeyi uygulamak zorundadır.

Ayrıca, kanunlaşmış sözleşmeler arasında yer alan Avrupa Sosyal Şartı (ASŞ), Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) “ekonomik ve sosyal haklar” alanındaki tamamlayıcısıdır. Türkiye, hem 1961 tarihli Şart’ı hem de 1996 tarihli ve 163 sayılı Gözden Geçirilmiş Avrupa Sosyal Şartı’nı (GGASŞ) bu süreçte onaylamıştır. Görüldüğü gibi 26 Şubat 1965 tarihinde yürürlüğe giren 35 sayılı ASŞ’nin Türkiye tarafından onaylanmasının uygun bulunmasına dair kanun ise ancak 14 Ekim 1989 tarihli ve 20312 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmıştır. 11961 tarihli bu uluslararası sözleşme, Türkiye’de ekonomik ve sosyal hakları koruma altına alarak 24 Aralık 1989’da yürürlüğe girmiştir.

Sözleşmede zorunlu kısım (Md. 1, 12, 13, 16, 19), seçimlik kısımda onaylananlar (Md. 3, 5, 7, 11, 14, 17, 18) ve onay dışı bırakılanlar (Md. 2, 4, 6, 10, 15) dahil böyle bir öykü söz konusudur. Anayasal açıdan 2004 yılından beri sosyal haklar, insan hakları ve çocuk hakları açısından yeni dönem başlamıştır2 Yine bu süreçte Türkiye, Gözden Geçirilmiş Avrupa Sosyal Şartı’nı (GGASŞ) 2007 yılında onaylarken bazı maddelere (örneğin örgütlenme özgürlüğü ve toplu pazarlık haklarının bazı fıkraları ile bazı hükümlere) çekince koymuş, ancak daha önceki çekinceler kaldırılmıştır. Hâlen sosyal ve hukuk devlet özelliği ve sosyal adalet açısından, sosyal haklar arasında çalışma hayatı dışında kalan sosyal korumaya yönelik aile, sosyal hizmetler, sosyal yardım, sağlık ve yoksulluk ile ilgili hükümler, Anayasa’nın 90. maddesinin son fıkrası uyarınca kabul edilen maddeler doğrudan iç hukukun parçasıdır. Usul açısından da öncelik olup uygunluk ve tutarlılık için temel bir kaynak ve dayanak noktasıdır.

Anayasa m. 90, dolayısıyla Avrupa Sosyal Şartı’nı sadece bir “temenni” belgesi olmaktan çıkarıp, insanlık ve insan hakları için bir sınav belgesidir. İnsana, insan bakmak amacıyla da çalışma hayatı dahil çocuklar, gençler, aile ve toplulukların haklarını koruyan bağlayıcı bir hukuk normu haline getirmiştir. İnsan onurunun korunması bağlamında gelinen noktada Türk hukuk dünyasının da aynı zamanda sosyal devlet ilkesinin korunması ve gelişmesi içinde ödev ve görevi öne çıkarmaktadır. Ancak irdelenmemiş ve hâlen içselleştirilmemiştir.

Ayrıca sosyal hizmetlerden yararlanma hakkı (ASŞ Md.14) 3 ile ilgili olarak Türkçeye yanlış bir şekilde tercüme edilen Şartname, yaşlılar, çocuklar, engelliler ve göçmenler gibi savunmasız kişilerin korunmasını da özellikle vurgulamaktadır. Bu haklardan ayrımcılığa uğramadan yararlanılmasının sağlanmasını şart koşmaktadır.

Avrupa çapında hiçbir yasal araç, Şartın sağladığı kadar kapsamlı ve geniş bir sosyal hak koruması sağlamamaktadır. Ayrıca Avrupa Birliği hukuku için bir referans noktası görevi görmektedir; Avrupa Birliği Temel Haklar Şartı’ndaki sosyal hakların çoğu Şartın maddelerine dayanmaktadır.

Bu nedenle Şartname/Antlaşma/Sözleşme, Avrupa’nın Sosyal Anayasası olarak kabul edilir ve kıtadaki insan hakları mimarisinin temel bir bileşenini temsil eder.

Ancak Türkiye’de çalışma hayatı için bazı çekincelerin yanı sıra Avrupa Sosyal Haklar Komitesi’ne yönelik Kolektif Şikâyet Mekanizması ise önemli bir denetim yollarındandır. Ne var ki Türkiye için “Kolektif Şikâyet Usulü”ne ilişkin ek protokolü henüz onaylanmamıştır. Bu yöndeki engelleme sadece sosyal hakların yanı sıra insan hakları ve çocuk hakları sorununu ortaya çıkarmaktadır. ASŞ’deki hakları korumak ve geliştirmek yerine irdelenmemesi ve korunmaması sosyal devleti ve sosyal adaleti zedelemektedir. Diğer yandan bu süreçte ASŞ ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi tamamlayıcı olduğu için hukuksal koruma ve bireysel başvuru açısından da dikkat edilen bir antlaşmadır.

Türkiye dahil Avrupa’da insan hakları ve sosyal haklar için böyle bir öyküde, çocukların ve gençlerin sosyal, ekonomik ve hukuksal korumayı içeren sosyal korumaya yönelik Avrupa Sosyal Şartı ise 60. yılını doldurmaktadır. 4 18-19 Mart 2026 tarihinde ise Moldova Cumhuriyeti Kişinev’de “Sosyal Haklar” konulu yüksek düzeyli bir konferans düzenlenmiştir.

Türkiye’nin de dahil olduğu konferans, sosyal haklar ve sosyal politikadan sorumlu bakanları ve diğer üst düzey yetkilileri, Avrupa Konseyi yetkililerini, Avrupa Birliği kurumları, Birleşmiş Milletler ve Uluslararası Çalışma Örgütü temsilcilerini bir araya getirmiştir. Katılımcılar arasında ayrıca sivil toplum, sosyal ortaklar, akademi, ulusal insan hakları kurumları, eşitlik kuruluşları ve bunların Avrupa ağlarının temsilcilerinin de yer aldığı açıklanmaktadır.

Avrupa Sosyal Şartı’na olan bağlılıklarını yeniden teyit ederken ileriye dönük bir bildiriyi imzalayıp kabul etmişlerdir. Sosyal hakların korunmasına olan bağlılıkları aynı zamanda sosyal adaleti demokratik istikrar ve dirençle ilişkilendirmektedir.

Konferans’da Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Prof. Dr. Vedat Işıkhan tarafından da teyit edildiği ve bildiriyi imzaladığı görülmektedir. “Avrupa için Yeni Demokratik Pakt” olarak sosyal adaleti temel hedef olarak belirleyen bu Pakt, yenilenmiş taahhütler, sektörler arası entegre çözümler ve sosyal hakları desteklemenin yenilikçi yolları için bir fırsat sunduğunu açıklamaktadır.

Bildirge, adil çalışma koşulları, sosyal koruma ve çocuklar, gençler, yaşlılar, engelliler ve Roman toplulukları gibi savunmasız gruplara destek de dahil olmak üzere hakların etkin bir şekilde uygulanmasını talep etmektedir. Üye devletler, cinsiyete duyarlı politikalara, aktif katılıma ve güçlü sosyal diyaloğa bağlılık göstermektedir. Bildirge, Avrupa Sosyal Haklar Komitesi’nin sonuçlarına uyulmasının ve ulusal ve yerel makamlarla koordinasyonun güçlendirilmesinin önemini vurgulamaktadır. Şartın pratik etkisini güçlendirmek için Avrupa Konseyi organları ve uluslararası kuruluşlarla işbirliğine duyulan ihtiyacın altını çizmektedir.

Diğer yandan konferans çerçevesinde Arnavutluk, Andorra, Belçika, Hırvatistan, Fransa, Litvanya, Malta ve Norveç, Avrupa Sosyal Şartı’nın ek hükümlerini kabul ederek sosyal hakların korunmasını daha da güçlendirme niyetlerini ortaya koymuşlardır. Türkiye ise çalışma hayatı dahil bazı çekincelerin yanı sıra Avrupa Sosyal Haklar Komitesi’ne yönelik “Kolektif Şikâyet Usulü”ne ilişkin ek protokolü henüz onaylamamış bir ülkedir. Türkiye açısından özellikle sosyal hizmetlerden yararlanma hakkı dahil sosyal korumaya yönelik haklarını teyit eden Kişinev Deklarasyonu’nda çocukların, gençlerin ve ailelerin korunmasına yönelik yükümlülükler ise mevcut olan 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu (ÇKK), 2828 sayılı Sosyal Hizmetler Kanunu, Türk Ceza Kanunu (TCK) ve Türk Medeni Kanunu (TMK) açısından birlikte ele alınması gerekmektedir.

Ayrıca bu yönde Avrupa Konseyi Bakanlık Komitesi tarafından sosyal hizmetlere yönelik hem eğitim hem de profesyonelleşme açısından 1967 yılından beri alınan kararlar, aynı zamanda BM Çocuk Haklarına Dair Sözleşme’deki “çocukların üstün yararı ilkesi” ile gençlik adaleti yönetimine yönelik asgari standartlara dayalı kurallar için öne çıkan Pekin Kurallarında değerlendirme noktasıdır.

Diğer yandan 20 yıldan beri 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunun (ÇKK) ve Türk Ceza Kanunu(TCK) nun 31. madde ile ile gelinen noktada çocuklar ve gençler ile ilgili suçluluk boyutu için TBMM tarafından 19.11. 2025 tarihli ve 1478 sayılı araştırma komisyonu kurulmuştur.5 20 yılından beri çocukların korunması amacıyla hem adalet yönetimi hem de sosyal hizmetler yönetimi açısından söz konusu uygulamalar ile adalet bekletilmektedir. Özellikle suça yönelen çocuk ve gençler açısından 2025 yılında güvenlik birimi dahil adalet yönetimi açısından 1.3 milyon çocuk için gelinen nokta içinde önemli bir araştırma komisyonudur. Dolayısıyla süreçte yapılan görüşmeler, tutanaklara da yansımaktadır. Yansıyan bilgiler ile birlikte sosyal koruma ve sosyal hizmetlerden yararlanma hakkı bağlamında ele almayı özellikle gerekmektedir.Komisyon için bu yöndeki son raporlamada öne çıkan görüş ve bilgiler aynı zamanda tarihe not düşülen önemli bir çalışmadır. Hâlen yaşanan yapısal sorunların, son Kişinev Bildirgesi ve ASŞ dahil ÇHS açısından Anayasa’ya uygunluk bağlamında bazı bilgiler için bir bilgi notu ise aşağıda yer almaktadır.

SHU Nihat Tarımeri 6

BİLGİ NOTU

A .Kişinev Bildirgesi’nin (19 Mart 2026) Türkçe Çevirisi (Deepseek)
Metin, orijinal yapısı ve resmi

YÜKSEK DÜZEYLİ KONFERANS Bildiri

AVRUPA SOSYAL ŞARTI


(Kişinev, Moldova Cumhuriyeti, 18-19 Mart 2026)

1.Avrupa Konseyi’ne üye devletler, Kişinev’de bir araya gelerek, özellikle Avrupa Sosyal Şartı’nda düzenlenen sosyal hakların, Avrupa’nın birbiriyle örtüşen ve birbirini güçlendiren toplumsal krizlerle boğuşması nedeniyle benzeri görülmemiş bir baskı altında olduğunu kabul ederler. Demokratik istikrar ve güvenlik, artan sosyo-ekonomik eşitsizlikler ve yaşam maliyeti krizinden doğrudan etkilenmektedir. Bu faktörler ile Rusya’nın Ukrayna’ya karşı saldırgan savaşı dâhil olmak üzere istikrarsız uluslararası durumdan kaynaklanan savunma harcamalarını artırma ihtiyacı, hâlihazırda iklim değişikliği, COVID-19 salgınından kaynaklanan sağlık sorunları ve demografik değişimle mücadele eden hükümetler, kurumlar ve topluluklar üzerinde yük oluşturmaktadır.

  1. 2.2023 tarihli Reykjavik Bildirgesi ve 2024 tarihli Vilnius Bildirgesi, Avrupa Konseyi’ne üye devletlerin, sosyal adaleti sağlamaya yönelik temel bir araç olan Avrupa Sosyal Şartı tarafından güvence altına alınan sosyal haklara yönelik siyasi taahhütlerini güçlendirmiştir. Vilnius Bildirgesi, Bakanlar Komitesi’nin Şart sistemi ve izleme prosedürlerinin uygulanmasını iyileştirmeye yönelik aldığı kararları memnuniyetle karşılamıştır.

    3Bu bağlamda üye Devletler, Birleşmiş Milletler, Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) ve varsa Avrupa Birliği (AB) dâhil olmak üzere diğer uluslararası veya bölgesel kuruluşlar tarafından kabul edilen sosyal haklar ve sosyal adalete ilişkin tanınmış ilkelere olan bağlılıklarını yinelerler. Bu ilkelerin 2025 tarihli Doha Bildirgesi ile uyumunu kabul ederler.

    4 Sosyal hakları güvence altına alma ve sosyal adaleti sağlamadaki zorluk, kamu otoritelerine ve demokratik kurumlara duyulan güvensizliğin önemli bir itici gücüdür. Üye Devletler, Avrupa için Yeni Demokrasi Paktı (Pakt) girişimini memnuniyetle karşılamaktadır. Sosyal adalet temel bir hedef olarak Pakt, yenilenmiş taahhütler, sektörler arası entegre çözümler ve sosyal adaleti desteklemek için yenilikçi yollar sunmaktadır. Bakanlar Komitesi’nin daha önce belirttiği gibi, sosyal adalet, eşitlik ve dayanışmaya dayalı, temel insan ihtiyaçlarını karşılayan, adil yeniden dağıtım mekanizmaları yoluyla eşitsizlikleri azaltan ve her bireyin becerilerini geliştirip kullanması için gerekli koşulları toplu olarak güvence altına alan bir toplumu ifade eder.

    5.Sosyal haklara yatırım yapmak, sürdürülebilir, dirençli, adil ve kapsayıcı toplumlar inşa etmek için hem ahlaki bir zorunluluk hem de stratejik bir tercihtir. Bu tür bir yatırım, eşitsizliği azaltır, sosyal uyumu ve nesiller arası adaleti teşvik eder, demokratik istikrarı ve güvenliği artırır. Aynı zamanda, tüm yönetişim düzeylerinde kurumlara ve kamu otoritelerine duyulan güveni güçlendirir. Sosyal haklara yatırım yapmak, demokrasinin geleceğine yatırım yapmak anlamına gelir. Demokratik istikrar ve güvenlik ancak sosyal hakların yeterince korunduğu yerde sağlanabilir.

    6.Bu Yüksek Düzeyli Konferans vesilesiyle, üye Devletler ve Konferansa katılanlar:


    a. Avrupa Sosyal Şartı sistemi tarafından güvence altına alınan sosyal hakların korunmasına ve uygulanmasına olan tam bağlılıklarını yineler ve üye Devletleri, ek yükümlülüklerin (toplu şikâyet sistemi öngören 1995 tarihli Ek Protokol dâhil) kabul edilmesi olasılıklarını gözden geçirmeye devam ederken, Gözden Geçirilmiş Avrupa Sosyal Şartı’nı (1996) onaylamayı değerlendirmeye teşvik eder;


    b. Özellikle Avrupa Sosyal Şartı’nda düzenlenen sosyal hakların güvence altına alınmasının, başta ekonomik istikrarsızlık, düşen çalışma ve yaşam standartları ve sınırlı fırsatlara ilişkin korkular olmak üzere demokrasiye yönelik artan tehditlerle mücadelede esas olduğunu kabul

    eder;
    c. Yoksulluk ve sosyal dışlanma ile mücadelenin bir insan onuru meselesi olduğunu kabul eder. Yaşam maliyeti krizi durumu, özellikle gelirlerinin daha büyük bir kısmını temel ihtiyaçlara harcamak zorunda kalan en savunmasız gruplar olan tek ebeveynli aileler, çocuklar, gençler, engelliler, yaşlılar ile Romanlar ve Göçebeler için kritik olmaya devam etmektedir. Bu kriz, düşük gelirli haneleri ve özellikle savunmasız nüfus gruplarını orantısız bir şekilde etkilemiştir ve hâlâ etkilemektedir;


    d. Dijitalleşme, yapay zekâ ile iklim ve demografik değişimlerden kaynaklananlar dâhil olmak üzere, Avrupa’da ortaya çıkan çalışma hayatı hakları zorluklarının ele alınmasının önemini vurgular;


    e. Etkili sosyal diyalog, örgütlenme özgürlüğü ve toplu pazarlığın adil, kapsayıcı ve sürdürülebilir bir çalışma geleceği için vazgeçilmez olduğunu kabul eder;


    f. Şart’ın izleme organı olan Avrupa Sosyal Haklar Komitesi ile Avrupa Sosyal Şartı ve Avrupa Sosyal Güvenlik Kodu’nun Hükümetlerarası Komitesi tarafından yürütülen takip ve diğer çalışmaların oynadığı rolü kabul eder;


    g. Özellikle sosyal hakların uygulandığı yerel düzeyde olmak üzere, Şart’ın görünürlüğünün, anlaşılmasının, farkındalığının ve sahiplenilmesinin güçlendirilmesinin önemini kabul eder;
    h. Bakanlar Komitesi’nin 2022 reform paketinin uygulanmasının önemini ve buna ilişkin inceleme ve değerlendirmelerin dikkate alınması gereğini vurgular;


    i. Sosyal haklar konusunda koordineli eylemleri teşvik etmek için Avrupa Konseyi içinde, Şart antlaşma organları, Parlamenter Asamblesi, Yerel ve Bölgesel Yönetimler Kongresi, İnsan Hakları Komiseri, STK’lar Konferansı, diğer izleme organları ve ilgili hükümetlerarası komiteler arasında daha iyi iş birliğine ihtiyaç olduğunun altını çizer;


    j. Tutarlılık ve tamamlayıcılığı sağlamak amacıyla Avrupa Konseyi, Birleşmiş Milletler, ILO ve AB arasında kurumsal diyalog ve sinerjilerin önemini kabul eder.

7.Yukarıdakilerin ışığında, üye Devletler:


  1. a. Gerekli durumlarda, sosyal haklardan eşit şekilde yararlanmayı ve yaşam/çalışma fırsatlarına adil erişimi sağlayacak yasa ve politikaları kabul etmeyi, böylece haklar ve yükümlülükler arasında yeterli bir dengeyi koruyarak ve işgücü piyasasına katılım teşviklerini güçlendirerek, özellikle Avrupa Sosyal Şartı’nda düzenlenen haklardan yararlanmanın hukuken ve fiilen etkin bir şekilde güvence altına alındığı daha güçlü, daha uyumlu, daha demokratik ve sosyal açıdan daha adil bir Avrupa’yı inşa etmeyi taahhüt eder;
    b. Ulusal sistem ve uygulamaları gereği dikkate alarak, işgücü piyasalarındaki mevcut ekonomik, demografik ve teknolojik dönüşümlerin, insana yakışır çalışma koşulları, işyerinde onur, adil ücret, sosyal korumaya erişim ve etkili sosyal diyalog dâhil olmak üzere sosyal haklara saygı gözetilerek işçileri merkeze almasını sağlamayı taahhüt eder;
    c. Kadınların yaşadığı kalıcı sosyal hak eksikliklerini, bunlarla sınırlı olmamak üzere cinsiyete dayalı ücret ve emeklilik maaşı farklarından, kadınların güvencesiz işlerde aşırı temsil edilmesinden ve karşılıksız ev içi ve bakım işlerinin kadınlar üzerindeki orantısız yükünden kaynaklanan eksiklikleri ele alan, toplumsal cinsiyete duyarlı ekonomik ve sosyal politikaları kabul etmeyi taahhüt eder;


    d. Yoksulluğun ve çocuk işçiliğinin ortadan kaldırılması ile eşit, kapsayıcı toplumların sağlanmasına ilişkin stratejiler dâhil olmak üzere, sosyal hakların gerçekleştirilmesine yönelik strateji ve tedbirlerde çocuk ve genç perspektiflerini ve katılımını güçlendirmeyi, bu amaçla kurumsallaşmış, düzenli ve anlamlı katılım mekanizmaları ile danışma yapıları oluşturmayı taahhüt eder;


    e. Yaşlıların aktif sosyal vatandaşlık hakkını güvence altına almak için tedbirler almayı, yaş ayrımcılığı ve yaşa dayalı ayrımcılığı ortadan kaldırmayı, ayrıca yaşlıların topluma katılımları ve bağımsız yaşamlarını sürdürebilmeleri dâhil olmak üzere sosyal korumalarını sağlamak için gerekli adımları atmayı taahhüt eder;


    f. Engellilerin bağımsızlık, sosyal içerme ve toplum yaşamına katılım haklarını, kaliteli hizmetlerin tüm engelliler için gerçekten mevcut ve erişilebilir olmasını sağlamak için gerekli adımları atarak etkin bir şekilde kullanmalarını güvence altına almayı taahhüt eder;


    g. Ulusal koşulları ve gerçeklikleri dikkate alarak, Avrupa Sosyal Haklar Komitesi’nin sonuç ve kararlarını, bunlarla sınırlı olmamak üzere Avrupa Sosyal Şartı ve Avrupa Sosyal Güvenlik Kodu’nun Hükümetlerarası Komitesi tarafından önerilen takip tedbirlerine dayanarak uygulamaya koymak için uygun tedbirleri almayı taahhüt eder;


    h. Avrupa Sosyal Haklar Komitesi, Avrupa Sosyal Şartı ve Avrupa Sosyal Güvenlik Kodu’nun Hükümetlerarası Komitesi, yetkili ulusal, yerel ve bölgesel makamlar ile diğer paydaşlar arasında, sosyal hakların uygulamada gerçekleştirilmesinin iyileştirilmesi ortak hedefine yönelik olarak, yapıcı bir ruhla yürütülen güçlendirilmiş diyaloğu teşvik etmeyi ve geliştirmeyi kararlılıkla taahhüt eder;


    i. Avrupa Konseyi’nin ilgili alanlardaki iş birliği faaliyetlerine tam olarak katılmayı ve desteklemeyi ve Şart’ın ulusal düzeyde uygulanmasını iyileştirmek için Avrupa Konseyi Kalkınma Bankası (CEB) tarafından sağlanan finansman seçeneklerini keşfetmeyi kararlılıkla taahhüt eder;


    j. İlerlemeyi izlemek, iyi uygulamaları paylaşmak ve antlaşma kapsamındaki ilave taahhütleri teşvik etmek amacıyla sosyal haklar ve Avrupa Sosyal Şartı’na ilişkin Yüksek Düzeyli Konferanslar aracılığıyla siyasi angajmanı sürdürmeyi kararlılıkla taahhüt eder.

    8Katılımcılar, Moldova Cumhuriyeti makamlarına Yüksek Düzeyli Konferansın mükemmel organizasyonu ve nazik misafirperverlikleri için teşekkür eder ve Portekiz’in 2029 yılında Bakanlar Komitesi Başkanlığı sırasında 3. Yüksek Düzeyli Konferansa ev sahipliği yapma davetini memnuniyetle karşılar.

B. Kişinev Bildirgesi Işığında ki Bilgi Notu

Sayın

TBMM Çocuk Araştırma Komisyonu Başkanlığı dahil Çocuk Koruma Kanunu kapsamındaki sorumlu ilgililere ,

Konu: Kişinev Bildirgesi (2026) ve Türkiye’de Suça Yönelen Çocuklar ve Gençlik Sorununa Yönelik Yapısal Şiddet dahil Sorunlar ve Bazı Öneriler Hk.

Avrupa Konseyi’ne üye devletlerin 18-19 Mart 2026’da Moldova’nın başkenti Kişinev’de kabul ettiği Yüksek Düzeyli Konferans Bildirisi (Kişinev Bildirgesi) , sosyal hakların korunmasını demokrasinin ve toplumsal istikrarın ön koşulu olarak tanımlamaktadır. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Prof.Dr. Vedat Işıkhan tarafından da da imzalanan bildirimdesosyal vatandaşlık” kimliği de öne çıkmaktadır.Bu özellikle ile birlikte Bildirgenin 5. paragrafında ifade edildiği gibi: “Sosyal haklara yatırım yapmak, demokrasinin geleceğine yatırım yapmak anlamına gelir. Demokratik istikrar ve güvenlik, ancak sosyal hakların yeterince korunduğu yerde sağlanabilir.”……

EKTE DEVAM EDECEK ASŞ ve KİŞİNEV DEK.

Ekler

BENZER YAZILAR

POpüler yazılar

Güncel Yorumlar