ÇOCUK KORUMA(MA) KANUNU” İLE ADALETİN ARAÇSALLAŞMASIN DA “DİVERSİON” UYGULAMASI VE BU PANORAMADA ADALETİ ARAMAK İÇİN ÇAĞRI !
(Çocuk Koruma(ma) Kanunu ve “sosyal çalışma(ma) görevlisi” ile her sene geleceği çalınan ve korumasız yüzbinlerce çocuklar için)
SHU Nihat Tarımeri 1
BÖLÜM I
Türkiye de Çocuk Koruma Kanunu ve insan haklarına,adalete bakış için giriş
1.”Yozlaşma, ilkelerin yozlaşmasından başlar” demekte Montesqueiu.Çocuklar ve adalet bir toplumun da vicdanıdır.Günümüzde evrensel ilkelerle çocuklara bakmak ,insana bakmakla başlar. Zaman zaman çocuklar için vicdan aramaktadır.Çocukların ve toplumun geleceğini yansıtan haberler sadece bir haber değildir. Bunların arasında “Suça sürüklenen çocuklara UNICEF’le ortak proje” şeklinde bir haber 21.2.2025 tarihli Hürriyet Gazetesi tarafından haberleştirilmiştir. 2 Adalet Bakanlığı Mağdur Hizmetleri Daire Başkanı Meral Gökkaya, TBMM de çocukların istismardan korunmasına yönelik önlemleri araştıran komisyona verdiği bilgiler arasında tedbire yönelik projelerini de yansıtmaktadır.
Adalet Bakanlığı’nın son verilerine göre,2024 yılında toplam 211 bin 946 çocuk suç zanlısı olarak adliyeye düşmesi ve günde ortalama 580 çocuk mahkemelik olduğu ve de. suça sürüklenen çocuklardan 43 bin 128’ine hapis cezası verildi bilgisinden de bahsedilmektedir. Yine bunların arasında “ Avrupa Konseyi ve UNICEF’le birlikte mayıs ayında bir projeye başlayacağız. ‘Diversion’ dediğimiz onarıcı ve koruyucu yaklaşım geliştirilmesini amaçlıyoruz. Bu proje de üç yıl sürecek. Diğer ülke uygulamaları incelenmek suretiyle uluslararası konferans yapacağız nisan ayı içerisinde. Türkiye’ye bunu nasıl entegre edebiliriz, çocukları suçtan nasıl uzaklaştırabiliriz gibi sorulara cevap arayacağız. İlgili kurumlarla iş birliği hâlinde bu faaliyetleri yürütmeyi amaçlıyoruz.” şeklinde ki bilgi yeni bir projeyi de açıklamaktadır.
Onurlarının korunması bağlamında çocuklarla ilgili koruyucu ve önleyici mekanizmayı daha iyi bir hale getirmek amacıyla “15 yaşından küçük olup ilk defa suç işleyen çocukların herhangi bir soruşturma ya da kovuşturma (dava) dosyasına kaydedilmeden adli süreç dışarısına çıkarılıp takip edilmesiyle ilgili sistemler geliştirmek istiyoruz. Suça sürüklenen çocuklara özgü kısa süreli hapis cezasının seçenek yaptırımlarının belirlenmesiyle ilgili de çalışmalarımız var. Birden fazla kez suça sürüklenen çocuklara özel rehabilitasyon tedbirleri geliştirmeyi amaçlıyoruz. Çocuklar için görevlendirilen müdafi ve vekillerin özel olarak eğitim almış kişilerden oluşturulmasıyla ilgili Barolar Birliğiyle çalışmalarımız var. Yine, elektronik sistemlerin daha iyi kullanılmasıyla ilgili çalışıyoruz.” şeklinde ki açıklama aynı zamanda şimdiye kadar yaşanılan sorunları da doğrulamaktadır.
Görüleceği gibi “On beş altında ilk suçta dava açılmaması” gibi bir hedef ve özellikle Türk Ceza Kanunu (TCK)’nun 3 “küçükler” başlıklı 31 inci maddesi ile oluşturulan söz konusu 12-14 yaş gurubu için “diversion” uygulaması bir çözüm olarak öne çıkmaktadır. 765 sayılı TCK nın devamı olarak 5237 sayılı TCK’nın 2005 yılından beri sahip olan bakışla çocuklar arasındaki gençlik dönemini içeren 15-18 yaş grubu için geçerli olmamaktadır. Süre gelen eşitsizliğin de aynen devam ettiği görülmektedir.Çağın ötesi bakışla halen öne çıkan TCK/31.maddesine odaklanan 5395 sayılı “Çocuk Koruma Kanunu (ÇKK)” 4 için de önemlidir.Çocukların korunması adına ÇKK ve TCK/31. maddesi ile halen devam eden sorunlar ve UNICEF tarafından söz konusu işbirlikle çözüm aranılmaktadır.Ancak bu süreçte ki bazı gerçek ve doğru bilgiler ele alındığında bazı endişeleri de birlikte içermektedir. Çocukları suçtan nasıl uzaklaştırılması gibi sorulara,yanıt aramak için söz konusu proje ise üç yıllıktır. Çocuklar için yaşanan sorunların 2029 yılına kadar bir şekilde aynen devam edeceği de görülmektedir.
2.Bu açıdan bilindiği gibi HUKUKUN ÜSTÜNLÜĞÜ VE LAİK, DEMOKRATİK SOSYAL HUKUK DEVLET özelliği ile ANAYASA’nın 90/6. maddesi bağlamında 2004 yılından beri iç hukukun parçası aynı zaman da bir dönüm noktasıdır. Ayrıca Anayasanın 2. maddesi “Türkiye Cumhuriyeti demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devletidir” şeklindedir. Hukuk devleti kavramı, devletin hukuk kuralarına uyduğu, tüm işlemlerin hukuk kurallarına uygun olarak yürütüldüğü anlamını taşımaktadır. Hukuk kurallarına uymak ve bir hukuk devleti olmak, tüm ülkede sosyal hakları dâhil güvenliğin ve esenliği sağlamak, kurumsal ve kamusal açıdan “laiklik ilkesi” ile birlikte anlamlı ve değerli kılmaktadır.Anayasal sadakat ile birlikte var olan ve yüzüncü yılını dolduran Türkiye Cumhuriyet öyküsün de 1926 yılında İsviçre Yurttaşlık Kanun(ZGB) ‘nun aynen uyarlanması ise diğer önemli bir dönüm noktasıdır.İslam hukukuna dayalı ”Mecelle” yerine 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi ile başlayan yeni bir öykü de başlamıştır.
1Zürih Gençli Savcılığı (eski) Sosyal Çalışmacı
2https://www.hurriyet.com.tr/gundem/suca-suruklenen-cocuklara-unicefle-ortak-proje-42702355
3https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuatmetin/1.5.5237.pdf
4https://www.mevzuat.gov.tr/MevzuatMetin/1.5.5395.pdf
https://www5.tbmm.gov.tr/tutanaklar/TUTANAK/TBMM/d22/c091/tbmm22091125ss0963.pdf
TAMAMI EKTE DEVAM EDİYOR..



