SEFİLLER’İN ÇOCUKLARI: 2025 ADALET İSTATİSTİKLERİ IŞIĞINDA AÇLIK, İHMAL, İSTİSMAR VE TUTUKLAMA KRİZİ
SHU Nihat Tarımeri
“Cehalet ve sefalet hüküm sürdükçe, bu tür kitaplar yararsız olmayacaktır.”
— Victor Hugo, Sefiller (1862)
Victor Hugo’nun 1862’de yazdığı başyapıt Sefiller, yoksulluğun, açlığın, ihmalin, istismarın ve katı ceza adaletinin çocukları nasıl parçaladığının evrensel bir destanıdır. Romanın kahramanları Jean Valjean (açlık nedeniyle ekmek çalan işçi), Gavroche (sokağa terk edilmiş çocuk), Cosette (istismar ve ihmal kurbanı), Fantine (yoksulluğun parçaladığı anne) ve Javert (merhametsiz, katı adaletin simgesi), bugünün suça sürüklenen, mağdur olan, yargılanan, tutuklanan ve hapis cezası alan çocuklarının hikâyesinde yeniden canlanmaktadır.
Aradaki fark, 19. yüzyılda bu sorunlarla mücadele edecek uluslararası sözleşmelerin, bildirgelerin ve yasaların olmamasıdır. Oysa 2025 yılında Türkiye, Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi (BMÇHS), Pekin Kuralları (BM Çocuk Adaletinin İcrasına Dair Minimum Standart Kurallar), Avrupa Sosyal Şartı (AŞS), 19 Mart 2026 tarihli Kişinev Bildirgesi ve 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu (ÇKK) gibi güçlü belgelere sahiptir. Ne var ki Adalet Bakanlığı’nın 2024 ve 2025 Adalet İstatistikleri ile TBMM Suça Sürüklenen Çocuk Araştırma Komisyonu raporları, bu belgelerin uygulanmadığını, çocukların hâlâ Valjean, Gavroche, Cosette, Fantine ve Javert’in kaderini yaşadığını göstermektedir.
Aşağıda, her bir karakter üzerinden, 2025 Adalet İstatistikleri’nin çarpıcı sayıları eşliğinde günümüz Türkiye’sindeki çocuk adalet sisteminin gerçek yüzü ortaya konulacak, her bölümün sonunda uluslararası standartlara aykırılık somut maddelerle gösterilecek ve çözüm önerileri sıralanacaktır.
1. Jean Valjean: Açlığın Suçu ve Bugünün Yoksul Çocukları – Yoksulluk, Çalışan Çocuklar ve Malvarlığı Suçlarının Anatomisi
Romanda Jean Valjean
Roman’da Jean Valjean
Jean Valjean, Sefiller’in kahramanıdır. Yoksul bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelir. Henüz küçük yaşta yetim kalır, ablasının yedi aç çocuğuna bakar. Bir kış günü, ne ekmeği ne işi vardır. Bir fırının camını kırar ve bir somun ekmek çalar. Bu “suç” onu 19 yıl hapse mahkûm eder. Cezaevinde geçen yıllar onu sertleştirir, öfkelendirir, insanlıktan soğutur. Tahliye olduğunda “eski hükümlü” damgasıyla her kapıdan kovulur. Onu ancak bir piskoposun merhameti kurtarır
.
Victor Hugo, Valjean’ın hikâyesiyle şu soruyu sorar: Açlık bir suç mudur? Bir çocuğu, bir genci, bir babayı açlıktan çalmaya iten toplum, asıl suçlu değil midir? Ceza, suçla orantılı mıdır? Ve en önemlisi, bir kez “suçlu” etiketi yapıştırılan bir insan, bir daha asla topluma kazandırılamaz mı?
Yoksul bir ailenin çocuğu, yetim, ablasının aç çocuklarına bakar. Bir kış günü bir fırının camını kırar, bir somun ekmek çalar. Bu “suç” onu 19 yıl hapse mahkûm eder. Tahliye olduğunda “eski hükümlü” damgasıyla her kapıdan kovulur.
EKTE DEVAM EDECEK SEFİLLER 1



