ADALET ADINA BİR ÇOCUĞUN ACI ÖLÜMÜ,
GEREKÇESİZ TAZMİNAT VE PASİF AVUKATLIK: SEMRA OMAK KARARI, 2025 ADALET İSTATİSTİKLERİ VE ÇOCUK ADALETİNİN YAPISAL KRİZİ – ANAYASA’NIN 14. MADDESİ, AİHS M.17-18, AVRUPA SOSYAL ŞARTI, PEKİN KURALLARI VE TÜRK CEZA KANUNU KAPSAMINDA BİR İNCELEME
SHU Nihat Tarımeri
GİRİŞ: Adaletin Ölçüsü – Bir Çocuğun Hayatı 27.500 TL mi?
10 Kasım 2015’te, 15 yaşındaki Emirhan Nas, Trabzon E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nun çocuk koğuşunda kendini astı. Ölümüne giden yol, 8 Ekim 2015’te bir çay ocağından yaklaşık 250 TL değerindeki iki kumbarayı çaldığı iddiasıyla başladı. Suçunu itiraf edip pişman olduğunu söylemesine rağmen, 9 Ekim 2015’te Trabzon 1. Sulh Ceza Hâkimliği tarafından tutuklandı. 32 gün sonra, cezaevinde intihar etti. Annesi Semra Omak’ın Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) bireysel başvurusu, 17 Temmuz 2019’da –ölümden yaklaşık dört yıl sonra– “kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği” sonucuna vardı. Başvurucuya net 27.500 TL manevi tazminat ödenmesine hükmetti. Bu rakam, başvurucunun talebi olan 33.000 TL’nin ve idarenin benzer davalarda sıklıkla referans aldığı 30.000 TL’nin altındadır. Üstelik indirimin hiçbir gerekçesi kararda yer almamıştır.
Bu çalışma, Semra Omak kararını, Anayasa’nın 14., 41., 90. maddeleri, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) 6., 17., 18. maddeleri, Avrupa Sosyal Şartı’nın (AŞS) 14., 16., 17. maddeleri, Pekin Kuralları’nın 16. ve 22. maddeleri ile Kişinev Bildirgesi çerçevesinde yeniden ve en kapsamlı şekilde analiz etmeyi amaçlamaktadır. Ayrıca, 2024-2025 Adalet İstatistikleri ile TBMM Suça Sürüklenen Çocuk Araştırma Komisyonu raporları ışığında, bu bireysel trajedinin aslında sistemik bir krizin sadece bir parçası olduğu ortaya konulacaktır. Nihai amaç, “pasif avukatlık” kavramının hukuki, etik ve cezai boyutlarını tartışarak, çocuk adaletinde yapısal dönüşüm için tartışılmaz bir zemin oluşturmaktır.
1. SEMRA OMAK KARARININ ÖZETİ ve GÖRÜNEN İHLAL TESPİTİ
Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm’ün 17 Temmuz 2019 tarihli kararına (Başvuru No: 2015/19167) göre:
-
Kuvvetli suç şüphesi vardır (parmak izi, ikrar, kamera görüntüleri).
-
Tutuklama kararında CMK 100/3’teki katalog suç (hırsızlık) ve ceza miktarının ağırlığı gerekçe gösterilmiştir.
-
Ancak 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu (ÇKK) m.20 (“çocuğun tutuklanmasına ancak adli kontrol tedbirinden sonuç alınamaması halinde karar verilebilir”) somut olayda hiç değerlendirilmemiştir.
-
Tutuklama kararında çocuğun yaşı ve çocuk olma hali hiçbir şekilde dikkate alınmamıştır.
-
AYM, bu nedenle Anayasa’nın 19. maddesinin üçüncü fıkrasının ihlal edildiğine karar vermiştir.
Bu tespit yerinde ve gereklidir. Ne var ki kararın içeriği ve sonuçları, aşağıda detaylandırılacağı üzere, ihlalin ağırlığıyla orantısız, gerekçeden yoksun ve uluslararası yükümlülüklerle çelişen birçok unsuru barındırmaktadır.



