Çarşamba, Ocak 14, 2026

Tel: 0544 865 16 56

Ana SayfaÇocuk Esirgeme Kurumu MüzesiKAZIM KARABEKİR VE ÇOCUK DAVASI

KAZIM KARABEKİR VE ÇOCUK DAVASI

KAZIM KARABEKİR VE ÇOCUK DAVASI

Turgay ÇAVUŞOGLU

 

Türk sosyal hizmet tarihinde, karşımıza çıkan ilginç çalışmalardan birisi Kazım Karabekir’in ordu içerisinde korunmaya muhtaç çocuklara yönelik yürüttüğü eğitim ve sosyal hizmet çalışmalarıdır. Yetiştirdiği çocuklar tarafından “Yetimler babası” olarak nitelendirilen Kazım Karabekir görev yaptığı tüm bölgelerde özellikle kimsesiz çocukların yetiştirilmesi konusunda büyük çabalar harcamıştır. Karabekir askeri kişiliğinin yanı sıra araştırmacılığı, gözlemciliği ve sorun çözücü yanıyla olaylara yaklaşmış, tüm bunların sonrasında “Gürbüzler Ordusunu” yaratmıştır.

Kazım Karabekir, ülke kalkınmasının yolunun çocuklardan geçtiğini, çocuk sorununun öncelikle çözülmesi gerektiğini, bunun için topyekun seferberlik gerektiğini vurgulayarak, çocuk sorununu şu ana başlıklar altında özetlemiştir.

  • Bakımsız çocuklar millet enerjisinin; bakımsız topraklar vatan enerjisinin kaybedilmesi demektir.
  • Bakımsız bir fidan kurur, çürür veya yabani olur; bakımsız çocuk ise hastalıklı olur, ölür ve suçlu veya cani olur.
  • Bakımsız çocuk milli tehlikedir. Çünkü her yıl maddi ve manevi bir sürü düşkün, halk arasına karışacak, ordu saflarına karışacaktır. Demek ordunun ve milletin keyfiyet bakımından kıymeti her yıl bir derece daha aşağıya düşecektir.
  • Vatanın ve geleceğin sahipleri bugünün çocuklarıdır.. Şu halde bakımsız çocukların bu vatana nasıl sahip olacakları bugünden düşünülecek bir meseledir.
  • Bu dünyada türlü haksızlıklar vardır. Haksızlıkların en gaddarcası çocukların bakımsız kalmasıdır. En haksız ölüm yine bakımsız çocuğun ölümüdür.
  • Ölen, dilenen, hapislere düşen çocukların yasını ailesi çekse de tasasını topyekün devlet çekmelidir.

Dönemin Sosyo- ekonomik Durumu:

Osmanlı İmparatorluğu’nun zayıflamaya başlamasından itibaren, dört bir cephede savaşların başladığını, savaşlar sonrasında Osmanlı İmparatorluğunun küçüldüğünü, yaşanan toprak kayıpları sonrası Anadolu’ya yoğun göçlerin olduğunu görürüz. 1900- 1915 yılları arasında kaybedilen topraklar ve savaşlar nedeniyle 57 milyondan 29 milyona düşmüştür. Bu göçler üretken nüfusun azalmasına, ekonomik durumun kötüleşmesine, ailelerin parçalanmasına, çocukların ölümüne neden olmuştur.

1920’lerde,  halk salgın hastalıklar ve savaşlar nedeniyle bitkin durumdadır. Sıtma salgınları sonrasında yaşanan afetler sürekli nüfusu düşürmektedir. Göçler sonrası Anadolu’ya kaçışlar, beraberinde bakıma muhtaç insanlar sorununu getirmiştir. Hastaneler, mescitler, camiler göçmenlerle doludur. Kış ortasında ortada kalan insanlar ne yapacaklarını bilememenin acısını yaşamaktadır. Sıtma, verem, trahom, frengi  toplumun en belirgin hastalıkları arasındadır. Trablusgarp, Balkan, Birinci Dünya ve Kurtuluş Savaşları ; 250 bin ortopedik sakat, her beş haneden birisinde yetişkin erkek yokluğu, anne ölüm oranlarının yüksekliği ve doğan her üç çocuktan birinin beş yaşına gelmeden ölümüne neden olmuştur.

Kazım Karabekir’in doğu illerinde göreve başladığında, ülke genelinde yaşanan sorunlar daha da artmış bir şekilde karşısına çıkmıştır. Ruslarla ve Ermenilerle yapılan savaşlar bölge insanını perişan etmiş durumdadır. Aileler parçalanmış, çocuklar sahipsiz ve başıboş olarak ne yapacağını bilmeden dolaşmaktadır.

Kazım Karabekir tüm olumsuzluklara karşın, mücadeleden hiç yılmamış ve çocuklara umut aşılayan şu mesajı kaleme almıştır.

“Sevgili evlatlarım.

Biz bu yoksullukta sizi var etmeye çalışıyoruz. Siz de yetişip varlıklar içinde milleti mes’ud edecek ve memleketi şenlendireceksiniz. Temiz ve sevimli bir hayat için esas olan bu öğütleri size rehber olsun diye yazdım. Zavallı milletimiz pek cahil ve tabii de hastadır. Onu sizin tatlı dilleriniz yükseltecek ve iyi edecektir. Haydi bakalım size hayat veren Erzurum’dan işe başlayalım. Cenab-ı Hak yardımcımızdır.

                                                                 Şefkatli babanız Kazım Karabekir”

Çocuklara Öğütlerim;

Kazım Karabekir “Sosyal ilerlemenin temeli eğitimdir” anlayışıyla yola çıkarak, müsamereler, spor gösterileri, müzik çalışmaları, öğretici eserler, milli şarkılar bestelemiş, çocukları üretici hale getirebilmek amacıyla atölye çalışmaları yaparak iş öğrenmelerini sağlamıştır.

“Öğütlerim”, çocukları ve yetişkinleri yirminci yüzyıla hazırlamak, davranışlarını geliştirmek, aile ve toplum hayatında uyulması gereken kurallar, iyi ahlak ve huy sahibi olmak, çalışkan ve ülkeye faydalı  bireyler olmak için neler yapmak gerektiğini anlatan bir kitaptır.

Kitap beş ana başlık altında toplanmaktadır:

  • Yaşayış, güzel huy, hoş geçinme
  • İyilik ve sağlık
  • Kazanç ve idare
  • Fena adetler ve yanlış inanmalar
  • Teşkilat, teftiş ve tenkitler

Kitapta; Bilmediğin Şeye Dokunma, Yardım, İkram, Misafirlik, Hürmet Et, Atma, Kızma, Şaka,  Kibriti Nasıl Yakalım, İki Karpuz Bir Koltuğa Sığmaz, İncelik ve Kabalık, Yolculuk, Siyah Tırnak, Kirli Cep, Hasta, Karyola ve Mangal, Toz ve Sinek, Havlu ve Mendil, Yerli Malı, Küfür, Tarihi Unutma, İğrendirme, Hediye ve Rüşvet, Kin ve İntikam, Doktor ve Üfürük, Falcı ve Büyücü, Kumar ve Kumarbaz gibi ilginç konular ele alınarak, çocuklara nasıl davranacakları konusunda öğütler verilmiştir.

 

Kazım Karabekir ve Çocuk Davası

Kazım Karabekir yayınladığı iki ciltlik “Çocuk Davamız” isimli eserinde ; görev yaptığı illerde yoksul çocuklara yardım yaptığını, özellikle bayramlarda onlara çamaşır, elbise, harçlık vererek sevindirdiğini vurgulamaktadır.1905 sonrasında, kıta hizmeti ve köy gezileri sırasında okullarda fakir çocuklara defter, kalem ve mendil gibi hediyeler götürdüğünü, Balkan Savaşından sonra babalarını kaybetmiş iki kardeşin bakımını annesinin yanına göndererek sağladığını belirtmektedir.

Kazım Karabekir’in korunmaya muhtaç çocuklara yönelik yapmış olduğu çabalar 3 Mayıs 1919 tarihinde 15. Kolordu Komutanlığına atanmasıyla büyük boyutlara ulaşmıştır.

Kazım Karabekir, 24 Mayıs 1919 da Erzurum Darüleytamı’ndan yaşı on ikiyi geçmiş otuz üç çocuğu terhis nedeniyle boşalan askerlerin yerine alarak, bu çocukları bir asker gibi yedirmeye, giydirmeye ve beden eğitimi vermeye başlar. Bu çocuklar, günün yarısını okuma yazma öğrenerek, diğer yarısını ise terzi, kunduracı ve saraç çırağı eğitimi alarak sürdürürler.

Kazım Karabekir, Doğuda Alay garnizonlarına kadar birer “çocuk toplama yuvası” açtırmış ve toplanan çocukların burada bakımları yapılmıştır. Daha sonra bu çocuklar toplanarak  Erzurum’a getirilmiştir.

Kazım Karabekir’in açmış olduğu kuruluşlarda, çocuklara yönelik eğitim çalışmaları sistematik bir şekilde sürdürülmüş olup, çalışmalar uygulamalı olarak yürütülmüştür. Karabekir, çalışmalar sırasında illerin ve ordunun kaynaklarından yararlanmış olup, çocukların bilgi ve görgüsünü arttırıcı uygulamalı eğitim vermiştir. Karabekir’in uyguladığı sistemde çocuklara yönelik olarak şu çalışmalar yapılmaktadır;

  • Çocuklara; yemek kaplarını, çamaşırlarını yıkamaları, giysilerini dikme ve onarma, yataklarını havalandırmaları ve düzenli tutmaları öğretilerek, kontrolleri sağlanmaktadır.

-Şehrin sosyo kültürel yapısı incelenerek; fabrikalar, tezgahlar, eski eserler, camiler, çeşmeler ve kışlalara ziyaretler düzenlenmektedir. Örneğin, Erzurum Lisesi’nde bulunan hayvanlar koleksiyonunu görmeleri için çocuklar götürülmektedir.

  • Çocuk neyi yapabilirse onu kendi yapar anlayışıyla; kitap ciltlemek, cetvel tahtası, kutu, hokka takımı, masa, sandalye tamiri, lehimcilik, sepetçilik, tespihçilik, peynircilik, saraçlık, kunduracılık vb konularda eğitime alınmaktadırlar.
  • Mikrop, röntgen, saat, telsiz telgraf, telefon, tren, otomobil, elektrik, projektör, uçak, top, tüfek, tulumba, barometre, pusula,gramofon,mıknatıs, büyüteç, org, hava olayları vb. konularda uygulamalı eğitim verilerek, çocukların ezbercilikten uzak, anlayarak öğrenmeleri sağlanmaktadır.

– Kapsül ateşleme makinesi, bomba, dinamit, elektrik pilleri ve mermiler nasıl ateş alacakları gösterilmekte, fakat bunlara el sürmemelerinin gerektiği anlatılmaktadır.

  • Bisiklet ve otomobilin ne yöne gittiği, insanların hangi yöne doğru gittikleri, kaç hayvanın gittiği, izlerin nasıl meydana geldiği, yıkılmış veya yanmış evin ne zaman bu duruma geldiği , duman kokusundan yanan eşyanın cinsinin çıkartılması vb. pratik bilgiler çocuklara uygulamalı olarak öğretilmektedir.
  • Ülkenin coğrafi yapısı, ulusal tarihteki önemli olay ve kişiler uygulamalı olarak çocuklara aktarılmaktadır.
  • İyi geçinmek, iyi konuşmak, iyi yürümek, iyi yemek yemek ve görgü kuralları uygulamalı olarak öğretilmekte olup, bu konular dramatize edilerek halka gösteriler yapılmaktadır.
  • Çocukların devlet protokolüyle yemek yemeleri sağlanarak, bu gibi ortamlarda nasıl davranılacağı konusunda eğitimleri uygulamalı olarak gerçekleştirilmektedir.
  • Çocuklara müzik konusunda eğitim verilmekte olup, koro çalışmaları ve bando eşliğinde ulusal marşlar öğretilmektedir.
  • Çocuklara yönelik bedensel çalışmalara ağırlık verilmekte olup, eğlenceli oyunlarla bedensel çalışmalar ilgi çekici hale getirilmektedir.
  • Kazım Karabekir tarafından açılan Çocuklar Ordusu’nun her bölümünde gelen çocukların kilo ve boyları sürekli alınmakta ve gelişim durumları kayıtlara girmektedir.

Kazım Karbekir’in Okulları;

Kazım Karabekir, koruma altına aldığı çocukları üç gruba ayırarak, onların özelliklerine göre eğitim veya mesleki eğitime yönlendirmiştir.

  • Ana Okulu,
  • Sanayi Gürbüzleri Okulu,
  • Askeri İlkokul,

Ana Okulu;

Kazım Karabekir’in yaptığı çalışmalar halk tarafından çok kısa bir sürede benimsenmiş ve çalışmaların daha küçük yaş gruplarına verilmesi istenilmiştir..Bunun üzerine 21 Aralık 1920 tarihinde ana mektebi açılmıştır. Ana mektebine gelen çocuklar, şehit aileleri tarafından bakılmıştır. Ana mektebi için toplanan çocuklar, hemen yetişkinlerin arasına katılmamış, öncelikle Yakutiye Kışlasında toplanmış, daha sonra diğer okullara gönderilmiştir. Bu kuruluşa Sanayi Gürbüzleri Deposu adı verilmiştir.

Sanayi Gürbüzleri Okulu;

1 Temmuz 1919 tarihinde Sanayi Gürbüzleri kuruluşu resmen kurulur. Her hafta halka verilen temsillerde çocuklar öğretilen üç beden hareketini, üç öğüdü uygulamalı olarak oynarlar. Günlük hayattan alınan olaylar dramatize edilerek her hafta “İbret Yerlerinde” halka sunulmaktadır. Kazım Karabekir bayanların gösterileri izlemeleri için salonun yarısını ayırmıştır.

12 yaş üzeri çocukların çalıştığı bu kısımda terzi, kunduracı, saraç, marangoz yetiştirilmekte, çocuklar sanata yöneltilmektedir.

Yetimler Yatılı Askeri İlkokulu ;

12 Ocak 1920’de  okul  açılmıştır. Açılış sırasında  kocaları savaş alanlarında şehit düşen kadınlar gözyaşları içerisinde okulu ziyaret etmişlerdir.

Bando ile açılışı yapılan Yatılı Yetimler İlkokulunun koğuş, dershane ve tesviyecilik, demircilik, kuyumculuk, tornacılık ve marangozluk  atölyeleri gezilmiştir.

Daha sonra, bu bölümde bakılan çocuklar Aziziye tabyası yamaçlarında kızak gösterisi yapmışlardır.

Yetimler Yatılı Askeri   İlkokulu üç sınıftan oluşmaktadır. Bu bölümde özellikle, eğitimde başarılı olacak çocuklar toplanmıştır.

Kazım Karabekir bölgedeki çalışmalarını birer alay şekline getirerek, çocuklar ordusunu kurmuştur. Çocuk ordusuyla haftalık gösteriler yaparak ve kışlaları halka açarak yapılan çalışmaları duyurmuşlardır. Ayrıca fakir aile çocuklarına yardım amacıyla seyirciler arasında kutular gezdirilerek yardımlar toplanmıştır. Çocuklar bölümlerine göre renkli üniformalar giymiş, alaylarının renkli bayraklarını taşımışlardır.

Sonuç ;

Kazım Karabekir’in uygulamaya koyduğu örnek sosyal hizmet çalışmasının ayrıntılarıyla incelenmesinde yarar bulunmaktadır. Karabekir, öncelikle ülkenin durumu ve çocuk sorunu değerlendirilerek çözüm arayışlarına gitmiştir. Çocukların yetiştirilmesi için sistematik bir eğitim planı yapılmış, çocuklar ilgi duydukları alanda eğitim almışlardır. Karabekir bölgenin acil yetişmiş insan gücüne ihtiyacı olduğunu görerek; sıhhiye, dişçi, veteriner, küçük memur mektebi ve genç bayanlar için ebe kursu açmıştır.

Kazım Karabekir yetiştirdiği çocukları tarafından “yetimler babası” olarak anılmıştır. Eğitimler uygulamalı olarak verilmiş ve halkla paylaşılmıştır. Tüm gösteriler ve yarışmalar halka ve özellikle bayanlara açık olarak yapılmıştır.

Çocuklar sık sık değişik nedenlerle, protokolle bir araya getirilmiş, özgüvenlerinin artması sağlanmıştır. Yılsonu gezileri sırasında ülkenin birçok ili gezilmiş, buralarda gösteriler yapılmıştır. Bu geziler sırasında öğrenciler yazdığı mektupları Kazım Karabekir’e göndermiştir.

Bu çalışmanın altı bin korunmaya muhtaç çocuğu topluma kazandırdığı varsayılmaktadır. Konuyla ilgili bir çok arşiv belgesi gerek kütüphanelerde, gerekse Kazım Karabekir Vakfında bulunmaktadır. Dileğimiz bu güzel sosyal hizmet çalışmasının tarihte hak ettiği yeri almasıdır.

 

 

Konuyla ilgili arşiv fotografları Kazım Karabekir Vakfı tarafından sağlanmıştır

turgay çavuşoğlu
turgay çavuşoğlu
TURGAY ÇAVUŞOĞLU 1954 yılında Muğla’da doğdu. Yükseköğrenimini 1974-1978 yılları arasında Ankara Sosyal Hizmetler Akademi’sinde gerçekleştirdi. 1998 yılında Türkiye ve Ortadoğu Amme İdaresinde yüksek lisansını tamamlayarak, “Kamu Yönetimi Uzmanı” unvanını aldı. 1978-2011 yılları arasında Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığı ile Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Genel Müdürlüğü’ne bağlı sosyal hizmet kuruluşlarında Sosyal Hizmet Uzmanı ve yönetici olarak görev yaptı. 2007 -2013 yılları Adnan Menderes Üniversitesi İİBF Sosyal Hizmet Bölümünde, 2014-2018 yılları arasında Celal Bayar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Sosyal Hizmet Bölümünde konuk öğretim görevlisi olarak ders vermiş, staj danışmanlığı yapmıştır. Turgay Çavuşoğlu çalışmalarını sosyal hizmet tarihi ve insan ticareti alanında yoğunlaştırmıştır. Sosyal Hizmet Tarihi ile ilgili yayınlanmış üç kitabı, ve sempozyumlara sunulmuş birçok makalesi bulunmaktadır
BENZER YAZILAR

POpüler yazılar

Güncel Yorumlar