Perşembe, Nisan 30, 2026

Tel: 0544 865 16 56

Ana SayfaAdaletMERHAMETLİ ADALET OLMAK VEYA OLMAMAK İÇİN SUSMA,YAZ,BİLDİR DEĞİŞTİR

MERHAMETLİ ADALET OLMAK VEYA OLMAMAK İÇİN SUSMA,YAZ,BİLDİR DEĞİŞTİR

MERHAMETLİ ADALET OLMAK VEYA OLMAMAK İÇİN SUSMA,YAZ,BİLDİR DEĞİŞTİR

Affetmek: Gücün Değil, Büyüklüğün Adıdır.

                                                                                                 SHU Nihat Tarımeri

Kayıp bir günüm olduğunu asla söylemedim. Bazen hiç kimseye iyilik yapamadığım için kendimi suçluyorum, ama kimseye kötülük yapmadığım hiçbir gün yok. İmparator Titus

BÖLÜM I

1. Kayıp Bir Günün Olmadığı İmparator

Roma tarihi, gücün zirvesini temsil eden bir medeniyetin hikâyesidir. Lejyonları dünyanın dört bir yanına yayılmış, yasaları evrensel olarak kabul görmüş, zaferleri dillere destan olmuş bir imparatorluk… Güç, bu imparatorluğun temel taşıydı. Ve gücün temsilcileri olan imparatorlar, çoğu zaman acımasızlıklarıyla, sertlikleriyle, intikamlarıyla anılırdı.

Ama içlerinden biri vardı ki, onu diğerlerinden ayıran şey gücü değil, merhametiydi. Bu imparator, Titus Flavius Vespasianus‘tu. Roma İmparatoru Titus (MS 79-81), tarihe sadece bir savaşçı ve yönetici olarak değil, aynı zamanda “insan ırkının sevgilisi” olarak geçmiştir.

Titus’un en büyük erdemlerinden biri, kimseye iyilik etmediği bir günü “kayıp” olarak görmesidir. Roma tarihçisi Suetonius’un aktardığına göre, Titus bir akşam yemeğinde arkadaşlarına, o gün hiç kimseye yardım edemediği için üzgün olduğunu söylemiş ve şu unutulmaz cümleyi dile getirmiştir: “Arkadaşlar, bugün bir gün kaybettim.”

Bu söz, sadece bir imparatorun nezaketinden ibaret değildir. Bu söz, gücün ne olduğuna dair bir tanımdır: Gerçek büyüklük, düşmanlarını ezmekte değil, dostlarını korumakta, muhtaç olanlara el uzatmaktadır. Ve bu anlayış, belki de en çok, hayatın en kırılgan, en savunmasız varlıkları olan çocuklar için geçerlidir.

2. Büyüklük Güç Değil, Merhamettir

Titus, tahta çıktığında Roma’nın en güçlü adamıydı. Emrinde lejyonlar, hazinesinde altınlar, önünde eğilen senatörler vardı. Ama o, bu gücü düşmanlarını yok etmek için değil, halkını korumak için kullandı. Vezüv Yanardağı’nın patlamasıyla (MS 79) Pompeii ve Herculaneum şehirleri yok olduğunda, Titus imparatorluk hazinesinden büyük miktarlarda yardım gönderdi. Roma’da çıkan büyük yangında (MS 80), kişisel servetini felaketzedeler için harcadı. O, gücü bir tahakküm aracı değil, bir hizmet aracı olarak gören ender yöneticilerden biriydi.

Ama Titus’u asıl unutulmaz kılan, belki de en çetin sınavında gösterdiği merhamettir: Kendisine suikast düzenleyen komploya karşı tavrı.

Tarihçilerin aktardığına göre, tahttan indirilmiş İmparator Vitellius’un kızı Vitellia, babasının intikamını almak için Titus’a karşı bir komplo hazırlamıştı. Komplo ortaya çıkarıldığında, Titus’un etrafındaki herkes suçluların en ağır şekilde cezalandırılmasını bekliyordu. İmparatora suikast girişimi, Roma hukukunda idamla cezalandırılan en büyük suçlardan biriydi. İmparatorun iradesi dışında karar alınamazdı. Titus’un, Vitellia ve suç ortaklarını ölüme göndermek için parmağını kaldırması yeterliydi.

Ama Titus farklı bir yol seçti. Affetti.

Bu, gücün zirvesindeki bir adam için alışılmadık bir hareketti. Çünkü Roma geleneğinde güç, merhameti değil, intikamı beslerdi. Bir imparator, düşmanlarına karşı ne kadar acımasız olursa, o kadar “güçlü” sayılırdı. Ama Titus, gerçek büyüklüğün düşmanı ezmek değil, onu affetmek olduğunu gösterdi.

Onun bu tutumu, daha sonra Mozart’ın ünlü operası “La clemenza di Tito”ya (Titus’un Merhameti) ilham kaynağı olacaktı. Bu eser, yüzyıllar boyunca, gücün ve merhametin aynı bedende buluşabileceğinin en güçlü sanatsal ifadesi olarak sahnelendi.

3. Cezalandıran Adalet mi, Affeden Adalet mi?

Peki, Titus’un bu merhamet anlayışının çocuk adaletiyle ne ilgisi var?

EKTE DEVAM EDECEK  merhametli adalet

Ekler

BENZER YAZILAR

POpüler yazılar

Güncel Yorumlar