Çarşamba, Ocak 14, 2026

Tel: 0544 865 16 56

Ana SayfaÇocuk Esirgeme Kurumu MüzesiHimaye-i Etfal’in Kuruluşu Sırasında Ülkenin Sosyo-Ekonomik Durumu

Himaye-i Etfal’in Kuruluşu Sırasında Ülkenin Sosyo-Ekonomik Durumu

 

Himaye-i Etfal Cemiyeti’nin 1908‘de Kırklareli’nde yerel, 1917’de İstanbul’da ve 1921 yılında Ankara’da ulusal düzeyde örgütlendiği bilinmektedir. Kurum’un kuruluş amacının yeterince anlaşılması açısından dönemin sosyo-ekonomik durumunun incelenmesinde yarar bulunmaktadır.
“Cumhuriyet Türkiyesi” başlığı altında yayınlanan kurum kaynağında, ülkenin o günkü koşulları çok güzel bir şekilde özetlenmiştir.
“Cumhuriyet Türkiye’sinin büyüklüğü 762.763 kilometrekare, nüfusu 13.648.270’dir. Kilometrekare başına Avrupa Türkiye’sinde en fazla olmak üzere 43,4 ve Karadeniz mıntıkasında 29,07 merkezi Anadolu’da 15,3 Garp vilayetlerinde 18,3, Şark vilayetlerinde 8,7’dir.
“Ülke genelinde kilometrekareye 17,9 kişi düşmektedir. Genel nüfusun erkeklerde % 25,81’i kadınlarda, % 47,67 si ve her ikisinde % 48,06’sı yirmi yaşın altındadır. Evlilik çağında olanlar genel nüfusun yüzde 57,69’unu, evli olanlarda 42,27’sini teşkil ederler. Yedi yaşından küçük olanlar çıkarılmak koşuluyla Türkiye’de okuma bilenler; erkeklerde % 17,42, kadınlarda 4,63 olmak üzere genel nüfusun % 10,58’idir.
“Genel nüfusu % 47,71’ini çiftçiler (4.368.061) % 3,7’sini sanatkarlar (299.000) ve % 2,8’ini de tüccarlar (257.000) oluşturur.teşkil eder.”
Üç Kuşak Cumhuriyet adlı kaynakta; bu yıllarda savaş sonrası pek çok toplumda olduğu gibi, çocuk ve yetişkin ölümlerinin yüksekliği, savaş kayıplarından kaynaklanan üretken -özellikle erkek- nüfusun azaldığı belirtilmektedir. İkinci Dünya Savaşı sırasında nüfus artışının yavaşladığı, erkeklerin silah altında olması, evliliklerin ertelenmesi, doğurganlığın azalması sonucu nüfus artış hızının Cumhuriyet tarihinin en düşük düzeyinde seyrettiğini ve Cumhuriyet’in ilk yıllarında ölüm hızının bütün yaş gruplarında çok yükseldiği; bu yıllarda doğumda yaşam umudunun 30 yıl civarında olduğu vurgulanmaktadır. Bu dönemde Türkiye’de bebek ve çocuk ölümlerinin, hep önemli bir sağlık sorunu olageldiği, Cumhuriyet’in kurulduğu yıllarda bebek ölümleri bakımından korkunç denebilecek bir ortamın sürdüğü, bu yıllarda doğan her dört bebekten birinin bir yaşına ulaşmadan öldüğü vurgulanmaktadır. İkinci Dünya Savaşı yıllarında bebek ölüm hızı daha da yükselmiştir; 1940’lı yılların başında bebek ölümleri bin canlı doğumda 306 ölüm düzeyine ulaştığı belirtilmektedir.
Cumhuriyet’in ilk yıllarında doğurganlık hızında artış görülmüş, kadın başına ortalama canlı doğum sayısı hızla artmış, kuruluş yıllarında göç ve kentleşme hızı yavaş bir biçimde seyretmiştir. Kentlerde yaşan nüfusun bütüne oranı % 20’nin altında kalmıştır. Cumhuriyet’in kurulmasından l960’lı yıllara kadar süren birinci dönemde, nüfus arttırıcı politikalar uygulanmış, “ölümlerle mücadele edilmesi, sağlıklı, çalışmaya elverişli, eğitilmiş bir nesil yetiştirilmesi, doğurganlığın arttırılması, ülkeye gelen göçlerin desteklenmesi, çocuk yapmaya engel olacak nitelikteki fiil ve hareketlerin ırkın devamı ve sağlığı aleyhine cürüm sayılması, gebeliği önleyici araç ve gereçlerin dışalımının ve satışının yasaklanması, çok çocukların ödüllendirilmesi gibi bir dizi düşünce ve bunlara uygun önlemler alınmıştır” denilerek ülkenin içinde bulunduğu durum özetlenmektedir.
Ülkenin içerisinde bulunduğu durumu yansıtması açısından Atatürk’ün Hatıra Defteri’nde yeralan bir bölüm gerçekten ilginçtir. 9 Kasım 1916. “Yollarda birçok muhacirin gördük, Bitlis’e avdet ediyorlar. Cümlesi aç, sefil, ölüme mahkum bir halde 4-5 yaşlarında bir çocuğu ebeveyni yol üzerinde terk etmişler, bu da bir karı kocanın peşine takılmış. Onları ağlayarak 100 metreden takip ediyor. Kendilerini niçin çocuğu almadıkları için tekdir ettim. “Bizim evladımız değildir” demişlerdir.” Sanırız ülkenin içine düştüğü durumu en yalın şekilde bu cümleler özetlemektedir.
Özetlemek gerekirse ülke; ekonomi, insan gücü, doğum oranı, kaynak kullanımı, dış borçlar, ulaşım, sanayi, tarım, ulusal üretim açısından perişan durumdadır. Dört bir cephede verilen savaşlar sonrası, erkek nüfusu hızla azalmış, aileler parçalanmış, göçler nedeniyle işsizlik had safhaya varmış, korunmaya muhtaç çocuklar sorunu büyük boyutlara varmıştır. Çocuk sorununu çözmek amacıyla ortaya çıkan Himaye-i Etfal Cemiyeti böyle bir ortamda doğmuştur.

turgay çavuşoğlu
turgay çavuşoğlu
TURGAY ÇAVUŞOĞLU 1954 yılında Muğla’da doğdu. Yükseköğrenimini 1974-1978 yılları arasında Ankara Sosyal Hizmetler Akademi’sinde gerçekleştirdi. 1998 yılında Türkiye ve Ortadoğu Amme İdaresinde yüksek lisansını tamamlayarak, “Kamu Yönetimi Uzmanı” unvanını aldı. 1978-2011 yılları arasında Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığı ile Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Genel Müdürlüğü’ne bağlı sosyal hizmet kuruluşlarında Sosyal Hizmet Uzmanı ve yönetici olarak görev yaptı. 2007 -2013 yılları Adnan Menderes Üniversitesi İİBF Sosyal Hizmet Bölümünde, 2014-2018 yılları arasında Celal Bayar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Sosyal Hizmet Bölümünde konuk öğretim görevlisi olarak ders vermiş, staj danışmanlığı yapmıştır. Turgay Çavuşoğlu çalışmalarını sosyal hizmet tarihi ve insan ticareti alanında yoğunlaştırmıştır. Sosyal Hizmet Tarihi ile ilgili yayınlanmış üç kitabı, ve sempozyumlara sunulmuş birçok makalesi bulunmaktadır
BENZER YAZILAR

POpüler yazılar

Güncel Yorumlar