KARASİ ŞEHİT ÇOCUKLARI YUVASI (BALIKESİR)
Millî Mücadele döneminde cephede şehit düşen askerlerin çocuklarına bakmak üzere yatılı olarak açılan yuvada milli eğitim müfredatına uygun bir şekilde eğitim verilmiştir.
Servet-i Fünûn’da yayınlanan yazıda; vilayet dahilinde on bine yakın şehit yavrusu ve yetimin bulunduğu belirtilmiştir. Balıkesir’in on üç ay boyunca Yunanlılara karşı harp ettiklerini ve üç defa Anzavur hücumlarını püskürten imanlı bir vilayet olduğunu vurgulamışlardır. Büyük zaferin kazanılması sonrasında halk öncelikle aziz şehitlerin yavrularını kurtarmak için onları bir araya toplayarak iaşe, ibate, libas, talim ve terbiye etmek için 109 mevcutlu bir yuva kurmuşlardır. Burhaniye ve Gönen kazalarının dışında gelen çocukların hepsi ilk tahsil çağındadır. Beş sınıflı yuvada bir, iki ve üçüncü sınıflar günde beş saat ders, beşinci sınıflar öğleye kadar üç ders öğleden sonra muhtelif hirfetlerle iştigal etmektedirler.
Memleketin en havadar bir yerinde bulunmakta olan yuva binası dâhilinde şimdilik şu hirfet[1] müesseseleri mevcuttur:
1- Matbaa.
Burada küçük bir (pedal) ve kâfi miktarda hurufat ve saire vardır. Şimdiye kadar altı efendi burada harice kârlı işler yapmışlar, hem mürettipliği ve matbaacılığı öğrenerek daha mütekemmil olan vilayet matbaasında çalışmaya başlamışlardır.
2- Çorap ve Fanila İmalathanesi.
Bu imalathanede dört çorap, üç fanila makinesi vardır ki efendiler bu imalathane ile memleketin bir kısmına ait ihtiyacatı temin etmektedirler. Şimdiye kadar birkaç efendi çorap ve fanilacılıkta usta olmuştur.
3- Sepet İmalathanesi.
Bu imalathanenin çıkardığı mallar piyasada pek ziyade rağbet-i mazhar olmaktadır. Avrupa’nın sepet fabrikalarında imal edilen işlere mümasil zarif mallar meydana getirilmektedir. İmalathanenin işlerinden bir miktarı İstanbul’a sevk edilmektedir.
Bundan başka hariçte Kemal ve İsmail beylerin idareleri altında bulunan demirhanede dahi dört efendi istihdam olunmakta, bunlar dökmecilik, tesviyecilik, tornacılık gibi şubelerde çalışmaktadırlar.
Fahri doktor Osman Oğuz Bey’in özenli yaklaşımıyla, yuvada hiç ölüm vakası olmamış ve önemli bir hastalıkla karşılaşılmamıştır. Talebelerinin her ay başı yapılan tartımlarda kilolarını korudukları görülmektedir.
Yuvanın güzel de bir bandosu vardır. Musikacılar on beş günde bir kolordu kumandanlığı ve hükümet dairesi önünde ve haftada bir kere de belediye karşısında latif havalar terennüm ederler, halkın alkışlarına mazhar olurlar.
Yuvanın gelirleri şunlardır:
1- İmalathaneler hâsılatı
2- Koşu hâsılatı
3- Senede bir defa piyango
4- Kurban derileri
5- Zekât ve sadaka-i fıtır
6- Muavenet-i İçtimaiye Vekâleti’nin yardımı
7- İdare-i hususiyenin muaveneti
8- Hiâl-i Ahmer’in muaveneti
9- Müsamereler hâsılatı
10- Eshab-ı himmet ve şefkatin teberruatı
Haber aldığımıza göre yuva heyet-i idaresi yakında dokumacılığa da başlayacaktır. Balıkesir’in şayağı meşhurdur. Fakat henüz iptidai bir haldedir. Yuva dul kadınları çalıştırmak suretiyle bu sahada da mühim bir hatve atmak üzeredir. Şimdiye kadar icap eden tezgâhları hazırlatmıştır.
Karasi Şehit Çocukları Yuvası Türkiye’nin yegâne şefkat ve hayır ocağıdır. Hiçbir yerde şimdiye kadar yalnız halkın himmetiyle ve münhasıran şehit çocuklarını ve yetimlerini idare eden böyle bir müessese meydana getirilmemiştir.
“Karasi Şehit Çocukları Yuvası”, Servet-i Fünûn, S. 16-1490, (5 Mart 1925), s. 256-257.
Doç. Dr. Genç Osman Geçer hocama çeviri için çok teşekkür ediyorum.
Görsel : Ayhan Aydın Arşivi
[1] Kunduracılık, duvarcılık, demircilik, marangozluk, dokumacılık vb. küçük el sanatlarına verilen genel ad.



