Pazartesi, Mayıs 11, 2026

Tel: 0544 865 16 56

Ana SayfaAdaletPROF. DR. MUSTAFA T. YÜCEL’İN İNSANCIL BAKIŞINDA HUKUK VE ADALETTE SOSYAL HİZMETLERİN...

PROF. DR. MUSTAFA T. YÜCEL’İN İNSANCIL BAKIŞINDA HUKUK VE ADALETTE SOSYAL HİZMETLERİN DİKKATE ALINMASI

PROF. DR. MUSTAFA T. YÜCEL’İN İNSANCIL BAKIŞINDA HUKUK VE ADALETTE SOSYAL HİZMETLERİN DİKKATE ALINMASI

(Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi m. 6, m. 17, m. 18; Avrupa Sosyal Şartı m. 14, m. 16, m. 17; Anayasa m. 41, m. 90, m. 124, m. 137; Pekin Kuralları Kural 16 ve 22; 24 Nisan 2026 SHUDER Webinarı ve 2025 Adalet İstatistikleri Işığında)

                                                                                                      SHU Nihat Tarımeri

Giriş:

Sistem Hangi İşleve Hizmet Ediyor ve Bu İşlev Yerine Getiriliyor mu?

Türk hukuk dünyasında ender insancıl hukukçulardan Prof. Dr. Mustafa T. Yücel, 2016 yılında Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi’nde yayımlanan makalesine İspanyolcaya özgü ters soru işaretiyle (¿) başlar ve sorar: “Adalet sistemine ait her özel niteliğin şu iki yönlü soru ile irdelenip irdelenmediği: Hangi işleve hizmet için var olduğu? Ve bu işlev yerine getiriliyor mu?”

Bugün, 2026 yılında, aynı soruyu sormak zorundayız. Ve cevap, maalesef, hayır. Bu soru çocuklar ve gençler için daha da önemlidir.

Öte yandan sayılar, sayıların da ötesindedir.Her birisinin ayrı ayrı öyküsü de vardır. Gerçeği aramak için resmî açıklamalara göre 2025 yılında güvenlik birimlerine gelen suça sürüklenen çocuk sayısı 168.694, suç mağduru çocuk sayısı ise 266.849’dur. Bu çocuklar, aynı zamanda soruşturma evresinin de bir parçasını oluşturmaktadır. Adalet Bakanlığının açıkladığı bilgiler de bunu doğrulamaktadır. 2025 yılı için adalet yönetimindeki genel toplam çocuk sayısı (şüpheli + sanık) birlikte değerlendirildiğinde, çocuk koruma sisteminin parçası olan çocuk sayısı 1.199.815’e ulaşmaktadır. Bu rakam, koruma boyutunun önemini açıkça ortaya koymaktadır. Güvenlik birimlerine gelen diğer başvurularla birlikte (543.538) ve adalet sistemindeki örtüşen işlem sayıları (497.162 + 267.110 = 764.272) dikkate alındığında (Adalet İstatistikleri 2025, Tablo 1.15, s. 91; Tablo 24.4), Çocuk Koruma Kanunu (ÇKK) ve çocuk koruma kapsamında işlem yapılan genel toplam çocuk sayısı 1.307.810 olmaktadır.

Yücel’in istatistiksel özürlülük” olarak adlandırdığı durum, tam da Türkiye’nin çocuk adalet sisteminde karşılığını bulmaktadır. On yıllık süreçte çocuk sanık sayısındaki %76,7’lik artışa rağmen, sistemin önleyici ve iyileştirici müdahaleyi de içeren terapötik/tedavi edici etkisi sorgulanmamış, sadece sayılar üzerinden bir “suç patlaması” söylemi inşa edilmiştir. Yücel’in vurguladığı gibi: “Hukuk teorisi, kavramlar ve soyutlamalarla dile getirilmekte, gerekçelendirilmekte ve somutlaştırılmakta ise de, kurallardan biri ihlal edildiğinde cezalandırılan ve cezaevine konulanın bir kavram değil, bir insan olduğu unutulmamalıdır.”

1. “Farklı Gezegenler” ve Disiplinler Arası Körlük – Yetki Gaspının Kökeni

İnsancıl hukuka bakışıyla ender hukukçulardan Yücel, hukukçular ile davranış bilimcileri (psikologlar, sosyal hizmet uzmanları) arasındaki uçurumu farklı gezegenler” metaforuyla açıklar: “Yargı mensubu hâkimler ve savcılar Mars’tan, davranış bilimcileri/psikolog/sosyal hizmet uzmanları Venüs’ten.” Bu ayrışmanın nedenlerini sıralar:

  • Farklı dilleri konuşmaktadırlar; inter-disipliner eğitim alanların sayısı çok azdır.

  • Değerler sistemleri ekseriya çatışma içindedir. Hukukçular için doktrinler, medeni haklar, örnek içtihat ve müvekkiline özel bir davada arzulanan sonucu sağlamak önemli bileşenlerdir.

  • Hukukta kanıt kurallarınca gerçek belirlenirken, davranış bilimlerinde gerçek, deneylere, sistematik gözleme, güvenilir ve geçerli sonuçların tekrarlanabilmesine dayalıdır.

  • Hukuk özgür irade varsayımına dayanırken, davranış bilimleri deterministik modellerle çalışır.

Bu uçurum, Türkiye’de sosyal hizmet uzmanlarının adalet sisteminden dışlanmasının en temel nedenidir. Hâkimler, savcılar ve avukatlar, sosyal inceleme raporunu (SİR) bir “bilirkişi görüşü” olarak değil, çoğu zaman bir formalite” olarak görmektedir. Çünkü onların eğitimi, bu raporu okumayı, değerlendirmeyi ve içindeki sosyal teşhisi anlamayı içermemektedir.

Daha da vahimi, ÇKK m. 3’teki “sosyal çalışma görevlisi” tanımına psikoloji, sosyoloji, çocuk gelişimi, öğretmenlik gibi sosyal hizmet eğitimi almamış mezunlar da dâhil edilerek yetki gaspı (TCK m. 262) kurumsallaştırılmıştır. 24 Aralık 2006 tarihli yönetmelik ise, kanunda olmayan hekim raporu zorunluluğu getirerek (12-14 yaş) ve 15-18 yaş grubunda SİR’i “gerektiğinde” isteğe bağlı hale getirerek Anayasa’nın 124. maddesine açıkça aykırı düşmektedir.

Yücel’in çarpıcı tespiti bu noktada daha da anlam kazanır: “Aile hukuku, çocuk hukuku, çocuk suçluluğu, uyuşturucu bağımlısı davasına bakan hâkim, sosyal çalışmacı olarak yer almaktadır. Bu konudaki ilke ve teknikleri kullanamadığında kötü bir sosyal çalışmacı olacaktır.” İşte Trabzon’da, Emirhan Nas’ın intiharına zemin hazırlayan sistemin bir parçası olarak onu tutuklayan sulh ceza hâkimi, işte Kemal Utku Taş’ın ölümüne göz yuman okul idaresi, işte Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta silahlı saldırıları önleyemeyen sistem… Hepsi, “kötü birer sosyal çalışmacı” olmanın ötesinde, sosyal hizmeti dışladıkları için kör, sağır ve dilsiz kalmışlardır.

…….

EKTE DEVAM EDECEK M.Yücel 2

Ekler

BENZER YAZILAR

POpüler yazılar

Güncel Yorumlar