Bakıcı Okulu ve Hemşirelik Koleji
Türkiye Çocuk Esirgeme Kurumu’nun tarihçesine baktığımızda, kurumun hizmetlerini yürütürken sistemli bir şekilde yol aldığını, planlı ve programlı bir çalışma yürüttüğünü görüyoruz. Bakıcı okulu, ekmek fırını, sebze bahçesi, yumurta üretimi vb. örneklerde görüldüğü gibi.
Türkiye Çocuk Esirgeme Kurumu hem kendi yuvalarının gereksinimlerini karşılamak hem de diğer kuruluşlara eleman yetiştirmek amacıyla Ankara’da Çocuk Bakıcı Okulu açmıştır.
‘Keçiören’deki Çocuk Yuvası’nda Çocuk Bakıcı Okulu 1929 yılında tesis edilerek şimdiye kadar 248 mezun vermiştir. Buradan çıkan kızlarımız evlerde, yuvalarda fenni çocuk bakımı yapmakta, maişetlerini de bu suretle temin eylemektedir. Mektep iki sene idi. 1945 senesinden itibaren üç seneye ve orta dereceye çıkarılmıştır. Öğrenci kadrosu 75’tir.
Çocuk Bakıcı Okulu olarak açılan okulun yetersiz kalması nedeniyle, öğretim yılı ve kalitesi arttırılarak Hemşire Koleji haline getirilmiştir.
“1929’da yuva dahilinde tesis edilen orta dereceli Çocuk Bakıcı Okulu 1964 senesine kadar 600’e yakın mezun vermiş olup, bunlar teşkilatın yuvalarında vazife görmüş, mecburi hizmetini bitirenlerden bir kısmı Almanya ve Amerika hastanelerinde ve de yurdumuzun çeşitli sağlık tesislerinde vazife almışlardır. 1964 senesinde bu okul lise seviyesine çıkarılarak “Özel Hemşire Koleji” haline getirilmiştir. 1968 yılında ilk mezunlarını vermiştir.
Hemşire Okulu kanalıyla kurum hem kendi personel gereksinimini karşılamış hem de diğer sağlık kuruluşlarına hemşire yetiştirmiştir. Daha sonra Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığı’nın Hemşire Okullarını ülke düzeyine yayması ve eğitim düzeyini yükseltmesi nedeniyle, Yetişkin Esirgeme Kurumu Hemşire Okulu işlevselliğini yitirmeye başlamıştır. Birçok kongrede öğretim elemanı bulma güçlüğü ve hemşire yetiştirme maliyetinin arttığı, Türkiye Çocuk Esirgeme Kurumu’nun mezuniyet sonrası hemşirelerine yeterli ücret verememesi nedeniyle hemşirelerini elinde tutamadığı tartışma konusu olmuştur.
“Özel Hemşire Lisesi’nin parasız eğitim kadrosu yönünden çıkardığı zorlukların gün geçtikçe daha da artacağı gözönünde bulundurularak Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığının ve diğer bakanlıklar ile kuruluşların ihtiyaca kafi yerleri bulunduğundan kapatılmasına veya kurumumuzda yetişen kızlarımız ile yetiştirme yurtlarında yetişen kızlarımızın bir meslek sahibi olabilmesi yönüne kaydırılması ve böylece bize hizmet eden bir müessese haline getirilmesi de şayanı tavsiyedir.
Bu tartışmalar ve çalışmalar hemşireliğin Türkiye’de daha çağdaş bir gelişme çizgisine oturması yönünde idi. Ve bu hemşirelik belki de çocuk hemşireliği gibi bir hemşirelik dalının da gelişmesinin de başlangıcı olacaktı. Çünkü, yukarıdaki ifade ile “bize hizmet eden bir müessese” istenmeye başlanmıştır. Bu arada yetiştirme yurtlarında kalan kızlarımızın hemşirelik eğitimine alınması da daha o tarihlerde ikinci bir sosyal sorunumuza çözüm yaratmış oluyordu.
Yukarıdaki tartışmalar sürerken, 12 Eylül Askeri Müdahalesi sonucu Çocuk Esirgeme Kurumu’nun varlığına son verilmiştir. Milli Güvenlik Konseyi’nin 51 Sayılı Kararı ile varlığına son verilen Türkiye Çocuk Esirgeme Kurumu’nun kapanması ile Hemşirelik Koleji uygulaması da sona erdirilmiştir.
Konuyla ilgili fazla ayrıntılı inceleme yapılmamakla birlikte, TÇEK arşivlerinde ve çekilen tanıtım filmlerinde hemşirelerin özellikle yuva hizmetlerinde önemli görevler üstlendiği ve çocuklarla doğrudan ilgilendiği görülmüştür.
Daha önce aşevleri, sütevleri, yüzme havuzları, çocuk kütüphaneleri, talebe sofraları vb. hizmetlerde olduğu gibi, TÇEK bakıcı okulu, daha sonra hemşire koleji ile ülkemizde sosyal hizmetler alanında bir ilke daha imzasını atmıştır.
Türkiye Çocuk Esirgeme Kurumu gönüllü bir kuruluş olmasına rağmen, sadece çocuklarla ilgili sosyal hizmet alanında değil, gençler gibi, sağlık gibi, kadınlar gibi diğer başka alanlarda da ilk ve kalıcı çalışmaları yapan bir kurum olarak belirecektir.



